Diyabetik nöropati

Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 01.08.2026

1. Diyabetik nöropatide epidemiyoloji

T.C. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 20-79 yaş aralığında diyabet prevalansı yaklaşık %16’dır. Yaklaşık 86 milyon olan nüfusun %69’u yani yaklaşık 60 milyonu 20-79 yaş aralığındadır. Bu rakam bize bu yaş aralığında Türkiye’de yaklaşık 9,5 milyon diyabetli hasta olduğu göstermektedir.

Diyabetik nöropati hem tip 1 hem de tip 2 diyabette görülebilir. Ancak, tip 2 diyabetli bireylerde hastalığın daha uzun süreli olması ve bu bireylerde daha çok eşlik eden hastalığın olması nedeniyle diyabetik nöropati görülme sıklığı daha fazladır. Diyabet ayrıca Charcot nöroartropatisinin en yaygın nedenidir ve görülme sıklığı %0,4 civarındadır. Ancak, diyabetik nöropatili hastalarda bu oran %29’a kadar çıkmaktadır.

Diyabetli hastaların yaklaşık %50’sinde diyabetik nöropati olduğu bilindiğinden Türkiye’de 6,5 milyon insanda diyabete bağlı çeşitli derecelerde diyabetik nöropati olduğu anlaşılmaktadır.

Diyabetik nöropati, sinir sistemi fonksiyon bozukluğu ile ortaya çıkan geniş bir klinik patoloji yelpazesini kapsar. Diyabetik nöropatili hastalar genellikle distal simetrik polinöropati ile karakterize ve değişen derecelerde uyuşma, karıncalanma, ağrı, yanma hissi, ekstremitelerde güçsüzlük, hiperaljezi (ağrıya karşı abartılı veya yüksek bir duyarlılık) ve allodini (normalde ağrıya neden olmayan hafif dokunuş gibi şeylerin çok acı verici olarak hissedilmesi) ile hekime başvururlar. Nöropatik ağrı genellikle geceleri artar ve kadınlarda daha sık görülür.

Diyabetik nöropati diyabetin en yaygın komplikasyonlarından biridir ve diyabet hastalarında ayak ülserlerinin ve alt ekstremite amputasyonlarının başlıca nedenidir.

2. Diyabetik nöropati risk faktörleri

Diyabette nöropati geliştirme riski

  • Kan şeker düzeylerinin kontrol altında olmaması
  • Yüksek HbA1c değerleri
  • İnsülin direnci
  • Uzun süreli diyabet
  • İleri yaş
  • Diyabetik retinopati varlığı
  • Obezite
  • Hipertansiyon
  • Periferik damar hastalığı
  • Tütün kullanımı
  • Hiperlipidemi
  • Yaşam tarzı seçimleri

ile ilişkilidir.

Yaşla ilgili dejeneratif değişiklikler, yaşlı yetişkinleri sinir hasarına daha yatkın hale getirir ve 50 yaş üstü bireylerde diyabetik nöropati prevalansı önemli ölçüde artar. Obezite ve hiperlipidemi, başlıca metabolik risk faktörleridir. Yüksek vücut kitle indeksi ve hiperlipidemi, insülin direncini ve metabolik işlev bozukluğunu teşvik ederek nöropati gelişimine katkıda bulunur. Açık hiperglisemi olmasa bile insülin direnci, periferik sinir hasarına neden olarak diyabetik nöropati riskini bağımsız olarak artırır.

Genellikle on yıllar süren kronik hiperglisemi, duyusal, motor ve otonomik semptomların birlikte bulunduğu diyabetik nöropati semptomlarına neden olur. Diyabetik nöropatinin erken dönemlerinde tipik olarak ayaklarda duyusal semptomların ön planda olduğu ağrılı bir tablo ortaya çıkar.

Medikal tedavi stratejileri diyabetik nöropati gelişimini önleme ve ağrı yönetimine odaklıdır, ancak genellikle uzun vadeli etkinlik sağlamada başarısız kalmaktadırlar. Diyabetin tedavisindeki ilerlemelere karşın, diyabetik nöropatinin tedavisi konusunda başarılı bir yöntem bulunmamaktadır.

2. Diyabetik nöropati risk faktörleri

Diyabette nöropati geliştirme riski

  • Kan şeker düzeylerinin kontrol altında olmaması
  • Yüksek HbA1c değerleri
  • İnsülin direnci
  • Uzun süreli diyabet
  • İleri yaş
  • Diyabetik retinopati varlığı
  • Obezite
  • Hipertansiyon
  • Periferik damar hastalığı
  • Tütün kullanımı
  • Hiperlipidemi
  • Yaşam tarzı seçimleri

ile ilişkilidir.

Yaşla ilgili dejeneratif değişiklikler, yaşlı yetişkinleri sinir hasarına daha yatkın hale getirir ve 50 yaş üstü bireylerde diyabetik nöropati prevalansı önemli ölçüde artar. Obezite ve hiperlipidemi, başlıca metabolik risk faktörleridir. Yüksek vücut kitle indeksi ve hiperlipidemi, insülin direncini ve metabolik işlev bozukluğunu teşvik ederek nöropati gelişimine katkıda bulunur. Açık hiperglisemi olmasa bile insülin direnci, periferik sinir hasarına neden olarak diyabetik nöropati riskini bağımsız olarak artırır.

Genellikle on yıllar süren kronik hiperglisemi, duyusal, motor ve otonomik semptomların birlikte bulunduğu diyabetik nöropati semptomlarına neden olur. Diyabetik nöropatinin erken dönemlerinde tipik olarak ayaklarda duyusal semptomların ön planda olduğu ağrılı bir tablo ortaya çıkar.

Medikal tedavi stratejileri diyabetik nöropati gelişimini önleme ve ağrı yönetimine odaklıdır, ancak genellikle uzun vadeli etkinlik sağlamada başarısız kalmaktadırlar. Diyabetin tedavisindeki ilerlemelere karşın, diyabetik nöropatinin tedavisi konusunda başarılı bir yöntem bulunmamaktadır.

3. Diyabetik nöropatide sınıflama

Diyabetik nöropati, diyabetli hastalarda periferik sinir sisteminin çeşitli bileşenlerini etkileyen heterojen bir bozukluk grubunu kapsar. Sınıflandırma, çeşitli belirtileri anlamak ve diyabetik nöropatinin doğru yönetimi açısından gereklidir. Diyabetik nöropatinin birçok alt tipi vardır.

3.A. Diyabetik periferik nöropati

En yaygın diyabetik nöropati alt tipi diyabetik periferik nöropatidir. Diyabetik periferik nöropatinin en sık görülen şekli distal simetrik polinöropati adı verilen, ekstremitelerin en distalinden, yani ayaklar ve ellerde başlayarak simetrik şekilde proksimale ilerleyen basit parestezi ve nöropatik ağrıdan, ayak ülserleri ve diyabetik ayak gibi sorunlara, hatta alt ekstremite ampütasyonu ve ölüm riskine kadar uzanan önemli komplikasyonlara yol açabilen nöropati tipidir. Diyabetik periferik nöropati yaşam kalitesinin azalmasına, düşme riskinin ve uyku bozukluklarının artmasına neden olabilir.

Diyabetik periferik nöropati dünya genelindeki tüm periferik nöropati olgularının %50’sini oluşturmaktadır. Diyabetli hastaların yaklaşık %50’sinde diyabetik periferik nöropati semptomları görülür, ancak sinir ileti çalışmaları gibi objektif testler kullanıldığında bu oranların daha da yüksek olduğu saptanır. Diyabetik periferik nöropati etkilenen sinir liflerinin türüne göre sınıflandırılabilir.

3.A.1. Küçük lif nöropatisi

Küçük lif nöropatisi öncelikle küçük miyelinsiz C liflerini ve ince miyelinli A delta liflerini etkileyerek ağrı ve sıcaklık duyusunda bozukluklara yol açar. Bu nedenle hastalar sürekli olarak ayaklarının üşüdüğünden şikayet ederler. Küçük lif nöropatisinin diyabet hastalarında yaygınlığı, %20-%30 arasındadır ve kronik ağrı ve duyusal bozukluklar nedeniyle yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler. Erken semptomlar genellikle yanma hissi, elektrik çarpması benzeri hisler, keskin ağrılar, allodini ve hiperaljezidir.

3.A.2. Büyük lif nöropatisi

Büyük lif nöropatisi, daha büyük miyelinli A beta liflerini etkileyerek duyusal ve motor bozukluklara neden olur. Diyabet hastalarında büyük lif nöropatisinin yaygınlığı %40-60’tır. Duyusal bozukluklar arasında propriosepsiyonun azalması, titreşim duyusu kaybı, uyuşma ve denge bozuklukları vardır.

Motor sorunlar kaslarda güç kaybı ve atrofisi, derin tendon reflekslerinde kayıp şeklinde görülür. Büyük lif nöropatisi düşme riskiyle doğrudan ilişkilidir.

3.A.3. Mikst lif nöropatisi

Birçok hastada küçük ve büyük lifler birlikte etkilenir ve bu da duyusal yetersizlikler ve nöropatik ağrının bir kombinasyonuna yol açar. Diyabetik periferik nöropatide mikst lif nöropatisinin yaygınlığı %50’dir. Klinik belirtiler arasında, önce ayak parmaklarında sonra ellerde başlayan ve “çorap-eldiven” şeklinde proksimale doğru ilerleyen simetrik duyusal kayıp vardır. Hastaların önemli bir bölümünde nöropatik ağrı görülür. Otonom liflerin tutulumu, terleme anormalliklerine, ortostatik hipotansiyona ve gastrointestinal rahatsızlıklara yol açabilir.

Çorap-eldiven şeklinde, el ve ayaklardan proksimale ilerleyen simetrik duyusal nöropatiyi gösteren insan figürü çizimi

Çorap-eldiven” şeklinde proksimale doğru ilerleyen simetrik duyusal periferik nöropati.

Bu internet sitesinin temel amacı diyabetik periferik nöropati konusunda bilgi vermek olduğundan diyabetik nöropatinin diğer alt tipi olan ve kardiyovasküler otonomik nöropati, gastrointestinal otonomik nöropati, genitoüriner otonomik nöropati ve sudomotor disfonksiyonu içeren diyabetik otonomik nöropati konusu anlatılmayacaktır.

4. Diyabetik nöropatide patofizyoloji

Diyabetik nöropati öncelikle kronik hipergliseminin neden olduğu metabolik, vasküler ve nörodejeneratif süreçlerin etkileşiminden kaynaklanan çok yönlü bir nörodejeneratif bozukluktur.

Kan şekeri seviyelerinin kronik olarak yüksek olması, nihayetinde oksidatif stresi ve enflamasyonu tetikleyen, oksijen radikallerinin fazla üretimi yoluyla sinir hasarını şiddetlendiren ve nöronal apoptozu (programlı hücre ölümü, hücrenin ölmesi beklenen bir zamanda kontrollü olarak ölmesi) teşvik eden bir dizi metabolik bozukluğu başlatır.

Proenflamatuvar sitokinlerin yol açtığı enflamatuvar yanıtlar, oksidatif stresi artırarak ve nöronal onarımı engelleyerek durumu kötüleştirir. Lipid metabolizmasındaki bozukluklar nöronal apoptoza katkıda bulunurken, insülin direnci ve nörotrofik faktörlerdeki eksiklikler sinir rejenerasyonunu engeller. Sonuç olarak ortaya çıkan nöronal aşırı uyarılabilirlik ve mikroglial aktivasyon, kronik nöropatik ağrıya yol açar. Diyabetik nöropati öncelikli olarak duyusal ve otonomik aksonları hedef alır, motor aksonlar ise daha az etkilenir.

Ayrıca, Schwann hücreleri de kronik hiperglisemiden etkilenir ve demiyelinizasyona neden olur.

4.A. Diyabetik periferik nöropatide patogenez

Diyabetik periferik nöropati tipik olarak miyelinli ve miyelinsiz periferik nöronlarda fonksiyon bozukluğu olarak tanımlanır. Ağrılı diyabetik periferik nöropati, ağırlıklı olarak ince miyelinli ve miyelinsiz liflerdeki fonksiyon bozukluğuyla ilişkilidir.

Miyelinli nöronlarda miyelin kılıfı diyabetik periferik nöropati gelişiminin erken evrelerinde bozulur. Aksonlar hastalığın daha sonraki aşamalarında hasar görür. Distal bölgelerde akson hasarı hem miyelinli hem de miyelinsiz nöronlarda görülür ve önce alt ekstremitelerdeki en uzun nöronların distal sinir uçlarını etkiler ve proksimale doğru ilerler.

Diyabetik periferik nöropatide patogenez çok yönlüdür.

  1. Hiperglisemi
  2. Hiperlipidemi
  3. İnsülin direnci
  4. Mikrovasküler bozukluk

diyabetik periferik nöropatiye yol açan 4 ana faktördür. Hiperglisemi, hiperlipidemi ve insülin direnci, çeşitli metabolik yolları aktive ederek oksidatif strese, mitokondriyal disfonksiyona, enflamasyona ve mikrovasküler hasara yol açar; bu durum nöronal hasar, Schwann hücre hasarı ve miyelin kılıfı dejenerasyonuyla sonuçlanır.

Diyabetik periferik nöropatide miyelinli sinirlerde miyelin kaybı, miyelinsiz sinirlerde akson hasarı sinir iletim hızının etkilenmesine ve anormal duyusal fonksiyonlara neden olur. Miyelin kılıfının ve miyelinsiz sinirlerde akson hasarının biyokimyasal süreçlerinden önemlileri şöyledir:

4.A.1 Hiperglisemi

Patofizyolojide ilk olarak hiperglisemi

  • İnsülin direncine
  • Hiperlipidemiye
  • Sinir hücrelerinde endoplazmik retikulum ve mitokondride oksidatif strese

yol açar. Bu süreçler, reaktif oksijen türlerinin birikmesine, enflamasyona ve hücresel hasara katkıda bulunur. Periferik sinir hücrelerinin içine sızan makrofajlar, sitokin ve kemokin üretimini tetikleyerek enflamasyona ve akson hasarına yol açar. Ayrıca, periferik sinir hasarının suçlanan nedenleri arasında ileri glikozilasyon son ürünleri ve heksozamin, protein kinaz C ve polimeraz yollarının bozulması yer alır. Zayıf onarım süreçleri ve endotel disfonksiyonu ile birlikte nörovasküler bozulma da mevcuttur.

Hiperglisemi ve hiperlipideminin etkisi altında Schwann hücrelerinin metabolizmayı düzenleyici işlevleri hasar görür ve mitokondri işlev bozukluğu ortaya çıkar. Duyusal nöronlar genellikle miyelinsiz sinir lifleri oluşturdukları için Schwann hücrelerinin koruması ve desteği olmadan başta dorsal kök gangliyonundaki nöronlar olmak üzere duyusal nöronlar motor nöronlara göre hasarlanmaya daha açıktır.

4.A.1.a. Sorbitol

Glikoz metabolizmasındaki bozulma fazla glikozun aldoz redüktaz enzimi tarafından bir şeker alkolü olan sorbitole dönüştürülmesi ve sorbitolün aksonlarda birikimine yol açar. Sorbitoldeki artış, hücre ozmotik dengesini bozarak sinir hücrelerinin normal fonksiyonel yapısının zarar görmesine neden olur. Sorbitolün plazma zarı geçirgenliği düşüktür ve böylelikle, ozmotik etkiyle hücre dışı sıvıyı nöronun içine çeker ve bu da akson ve sinir gövdesinde şişmeye neden olur. Sorbitol daha sonra sorbitol dehidrojenaz tarafından oksitlenerek früktoza dönüştürülür ve früktoz oksidatif hasarı teşvik ederek nöropatiye yol açar.

Ortaya çıkan oksidatif hasar sinir iletimini bozar ve nöronal apoptoza yol açar. Bu etkiler ödem, demiyelinizasyon ve periferik sinir nekrozuna yol açarak sinir iletimini bozar.

Glikoz özellikle periferik sinirlerin Schwann hücrelerinde birikir. Aldoz redüktaz da esas olarak Schwann hücrelerinde bulunur ve böylelikle yüksek kan şekeri öncelikle Schwann hücrelerinde metabolik bozukluklara neden olarak miyelin kılıfı hasarına yol açar.

Burada, periferik sinirlerde sorbitol birikmesinin yol açtığı periferik nöropatinin double crush sendromuna ve double crush sendromunun da fokal nöropatilere yol açmasından söz etmek gereklidir.

Double crush sendromu, periferik bir sinirin seyri boyunca aynı anda iki farklı noktada meydana gelen ve sinerjik olarak semptom yoğunluğunu artıran bir sinir sıkışma sendromudur. Bu sendromda bir periferik sinirdeki asemptomatik bir kompresyon aynı siniri başka bir seviyede kompresyona karşı daha duyarlı hale getirir.

Double crush sinir boyunca aksonal akımın bozulmasına yol açar ve distal lezyonun distalinde aksonların kompresyon sendromlarına karşı savunmasızlığını artırır. Diyabetik periferik nöropatide endonöral sorbitol birikmesi sonucunda sinirde ödem ve sonuçta sinirin şişerek çapının artması double crush sendromunun birinci basamağı olarak kabul edilmektedir. Sonuç olarak, double crush sendromu ile üst ve alt ekstremitelerde görülen fokal tuzak nöropatileri arasında potansiyel bir ilişki vardır.

Periferik sinirin şişmesi sonucunda sinir gövdeleri karpal tünel, kübital tünel, fibula boynu çevresi ve tarsal tünel gibi anatomik olarak dar fibro-osseöz bölgelerden geçerken sıkışırlar. Diyabetik periferik nöropati nedeniyle belirgin bir rahatsızlık içinde olan hastalarda tuzak nöropatilerinin ortaya çıkması durumu çok daha kötü bir hale getirir.

4.A.2 Hiperlipidemi

Hiperlipidemi, özellikle tip 2 diyabet hastaları için bir risk faktörüdür ve hiperglisemiden bağımsız olarak, diyabetik periferik nöropati patogenezine önemli ölçüde katkıda bulunur. Yüksek düzeydeki serbest yağ asitleri α-oksidasyon yoluyla parçalanır ve makrofajları aktive eder. Sonuçta mitokondriyal disfonksiyon, oksidatif stres ve fagositoz ortaya çıkarak sinir hasarına yol açar.

Hiperlipidemi Schwann hücrelerini de etkileyerek mitokondriyal disfonksiyona, endoplazmik retikulum stresine ve oksidatif strese neden olarak Schwann hücrelerinin ölümüne neden olur. Schwann hücrelerinin azalması miyelinli lif yoğunluğunda azalmaya yol açarak sinir iletiminde yavaşlamayla sonlanır.

4.A.3. İnsülin direnci

Tip 2 diyabette insülin direnci kas, yağ ve karaciğer gibi metabolik olarak aktif dokularda hiperglisemi ve dislipidemiye yol açar. İnsülin yalnızca kan şekerini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda periferik sinirleri destekleyen önemli bir nörotrofik ve nöroprotektif faktördür. İnsülin, Schwann hücrelerinin fizyolojisini pozitif yönde etkiler ve diyabette olduğu gibi eksikliğinde nöropati gelişimine neden olur. Diyabetli hastalarda insülin seviyesinin düşmesi nöron disfonksiyonu, aksonal şişme, oksidatif stres ve hücre ölümüne yol açar.

Tip 2 diyabetli hastalarda nöronlar içinde insülin direnci gelişmiş olduğu için hipergliseminin insülin tedavisiyle düzeltilmesinin diyabetik periferik nöropati üzerindeki etkisi sınırlıdır. Ancak, tip 1 diyabetli hastalar önemli bir insülin direnci geliştirmediklerinden nöropati açısından genellikle insülin tedavisinden fayda görürler.

4.A.4. Mikrovasküler bozukluk

Mikrovasküler değişikliklere bağlı olarak sinir liflerine yetersiz kan ve oksijen taşınması diyabetik periferik nöropati mekanizmasında belirgin bir rol oynar.

Diyabetik periferik nöropatili hastaların periferik sinirlerinin damarlanmasında anormal değişiklikler gözlenmiştir. Sinir içindeki mikrovasküler bazal membran kalınlaşır, vasküler endotel prolifere olur ve şişer ve damar çeperlerindeki kök hücreler olan perisitler dejenere olur. Bu değişiklikler vasküler daralmaya yol açar ve kan akışını etkileyerek periferik sinir dokusunda iskemi ve hipoksiye neden olur.

Sinir mikroçevresindeki hipoksi, oksidatif stresi ve enflamasyonu arttırarak Schwann hücrelerine ve nöronlara zarar verir ve sonucunda sinir hasarı oluşur. Sinir iskemisine yol açan yalnızca azalmış olan mikrovasküler kan hacmi değil, aynı zamanda mikrovasküler yapıdaki geçirgenliğin de azalmasıdır.

Endonöral mikroanjiyopati, kılcal damar anormallikleriyle karakterizedir ve diyabetik periferik nöropatinin erken döneminde ortaya çıkar

İskemi sinir hücrelerinin normal yapısını ve işlevini bozar ve periferik nöropatinin ana nedenleri olan demiyelinizasyon ve nöronal hasara yol açar. Mikrovasküler bozukluk periferik nöropatide ağrı ile doğrudan ilişkilidir.

5. Diyabetik periferik nöropatide EMG – elektrodiyagnostik testler

Sinir iletim çalışmaları diyabetik periferik nöropati tanısı için altın standart olarak kabul edilir. Diyabetik periferik nöropatideki tipik elektrodiyagnostik bulgular, bileşik kas aksiyon potansiyelinde amplitüd azalması, duyusal ve motor sinir iletim çalışmalarının yavaşlamasıdır.

Sinir iletim çalışmaları periferik büyük sinir lifi fonksiyon bozukluğunu objektif olarak gösterir, ancak diyabetik periferik nöropatinin en erken belirtisi olan küçük duyusal lif hasarını değerlendiremez. Kan şekeri yüksekliği, diyabetin süresi, yaş, erkek cinsiyet ve boy hastalarda elektrodiyagnostik bozukluklarla ilişkilidir.

Ayrıca, diyabette tedavi etkinliğini değerlendirmek için sinir iletim çalışmaları kullanılabilir.

6. Diyabetik periferik nöropati komplikasyonları – Diyabetik ayak

Diyabetik periferik nöropatili hastalarda azalmış duyu ve yara iyileşmesindeki güçlükler nedeniyle diyabetik ayak ülserleri ve enfeksiyonla karakterize diyabetik ayak hastalığı ve bunun sonucu olarak alt ekstremite ampütasyonları görülme ihtimali oldukça yüksektir.

Diyabetik periferik nöropatinin erken dönemde tanısı, ayak ülserlerini ve ampütasyonları önlemek için çok önemlidir.

Diyabetik periferik nöropatili hastalarda diyabetik ayak ülserleri gelişimine katkıda bulunan ancak diyabetologlar tarafından sürekli olarak gözden kaçan bir başka patolojik durum daha vardır. Periferik sinirlerin standart anatomik tünellerde sıkışmaları o sinir liflerinin sempatik aktivitelerinde artışa neden olur.

Bilindiği gibi periferik sinirler; somatik duyusal lifler, somatik motor lifler ve vazomotor ve sudomotor fonksiyonları kontrol eden otonom lifler içerir. Bir sinir sıkıştığında, otonom lifler hasar görürse sempatik aktiviteyi tetikleyebilecek süreçler gelişebilir.

  1. Sıkışma nedeniyle ortaya çıkan endonöral kan akışının azalması sinirde iskemiye neden olur. Bunun sonucunda iskemik sinir lifleri herhangi bir dış uyarım olmadan ektopik nörotransmitter deşarjları yapar ve bu anormal uyarılar sempatik efferentleri aktive eder.
  2. Sıkışma sonucunda hasar görmüş somatik duyusal lifler katekolaminlere karşı anormal derecede hassas hale gelir ve nöropatik ağrıya neden olur.
  3. Sıkışma sonucunda nöropeptidlerin salınımı artar, bunlar vazokonstriksiyona, ödeme ve daha fazla iskemiye neden olur.

Tüm bunlar sempatik aktivasyonu güçlendiren kısır bir döngü oluşturur. Diyabetik periferik nöropatide sempatik aktivasyonun olumsuz sonucu ise cilde giden bütün arterlerde vazokonstriksiyon yapmaları ve zaten diyabetik anjiopati nedeniyle bozulmuş olan cilt dolaşımını daha da bozarak diyabetik ayak ülser gelişimine alt yapı oluşturmasıdır.

Double crush sonucunda periferik diyabetik nöropati zemininde özellikle alt ekstremitelerde ayak bileğinde tarsal tünel sendromu, dizde common peroneal sinir sıkışması ve ayak sırtında derin peroneal sinir sıkışmasının cerrahi olarak gevşetilmesinin hastanın yakınmalarının azalmasına belirgin faydası yanında sempatik aktiviteyi azaltması nedeniyle ayak ülserlerinin önlenmesinde belirgin etkisi vardır.

Kaynaklar

  1. Mauermann ML, Staff NP. Peripheral Neuropathy: A Review. JAMA. 2025 Nov 17.
  2. Yang Y, Zhao B, Wang Y, Lan H, Liu X, Hu Y, Cao P. Diabeticneuropathy: cutting-edge research and future directions. Signal Transduct Target Ther. 2025,25;10:132.
  3. Pop-Busui R, Ang L, Boulton AJM, Feldman EL, Marcus RL, Mizokami-Stout K, Singleton JR, Ziegler D. Diagnosis and treatment of painful diabetic peripheral neuropathy. ADA Clin. Compend. 2022, 1–32.
  4. Pop-Busui R, Boulton AJM, Feldman EL, Bril V, Freeman R, Malik RA, Sosenko JM, Ziegler D. Diabetic neuropathy: A position statement by the American Diabetes Association. Diabetes Care 2017, 40: 136–154.
  5. Sloan G, Selvarajah D, Tesfaye S. Pathogenesis, diagnosis and clinical management of diabetic sensorimotor peripheral neuropathy. Nat Rev Endocrinol. 2021, 17: 400–420.
  6. Körei AE, Istenes I, Papanas N, Kempler P. Small-fiber neuropathy: A diabetic microvascular complication of special clinical, diagnostic, and prognostic importance. Angiology 2016, 67: 49–57.
  7. England JD, Asbury AK. Peripheral neuropathy. Lancet 2004, 363: 2151–2161.
  8. Brownlee M. The pathobiology of diabetic complications: A unifying mechanism. Diabetes 2005, 54: 1615–1625.
  9. Baptista FI, Pinheiro H, Gomes CA, Ambrósio AF. Impairment of axonal transport in diabetes: Focus on the putative mechanisms underlying peripheral and central neuropathies. Mol Neurobiol. 2019, 56: 2202–2210.
  10. Zochodne DW. Diabetes mellitus and the peripheral nervous system: Manifestations and mechanisms. Muscle Nerve 2007, 36: 144–166.
  11. Malik RA, Newrick PG, Sharma AK, Jennings A, Ah-See A, Mayhew TM, Jakubowski J, Boulton AJ, Ward JD. Microangiopathy in human diabetic neuropathy: Relationship between capillary abnormalities and the severity of neuropathy. Diabetologia 1989: 32, 92–102.
  12. Greene DA, Chakrabarti S, Lattimer SA, Sima AA. Role of sorbitol accumulation and myo-inositol depletion in paranodal swelling of large myelinated nerve fibers in the insulin-deficient spontaneously diabetic bio-breeding rat. Reversal by insulin replacement, an aldose reductase inhibitor, and myo-inositol. J Clin Investig 1987, 79: 1479–1485.
  13. Smith S, Normahani P, Lane T, Hohenschurz-Schmidt D, Oliver N, Davies AH. Pathogenesis of distal symmetrical polyneuropathy in diabetes. Life (Basel). 2022, 19;12:1074.
  14. Nickerson DS, Yamasaki DS. Improving Microcirculation With Nerve Decompression: The Missing Link in Treatment of Diabetic Neuropathy and Diabetic Foot Ulcer .Int Wound J. 2025;22(4):e70198.
  15. Nickerson DS, Yamasaki DS. Objective Evidence That Nerve Decompression Surgery Reduces Neuropathic DFU Recurrence Risk to Less than 5Adv Wound Care (New Rochelle). 2024;13(7):363-374.

İlgili sayfalar: Diyabetik Periferik Nöropatide Cerrahi Çözümler · Periferik Nöropati – Tanım ve Patofizyoloji · Double Crush Sendromu