Periferik Sinir Anatomi, Histoloji ve Fizyolojisi
Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 23.04.2026
1. Periferik sinir anatomisi
Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşurken, periferik sinir sistemi uç organlara innervasyon sağlayan 31 çift spinal sinir ve uzantıları olan periferik sinirler ile kafa çiftleri olarak bilinen 12 çift kranial sinirden oluşur.
Tüm spinal sinirler, iki sinir köküne ayrılan duyusal ve motor aksonların birleşimidir. Duyusal aksonlar omuriliğe dorsal (arka) sinir kökü olarak girer. Somatik motor ve otonom motor lifler ise anterior (ön) sinir kökü olarak çıkar.
Omurilikte her birinin çıktığı seviyeye göre adlandırılan 31 spinal sinir vardır. Servikal 1’den (C1) servikal 8’e (C8) kadar 8 çift servikal sinir, torakal 1’den (T1) torakal T12’ye (T12) kadar 12 çift torasik sinir, lomber 1’den (L1) lomber 5’e (L5) kadar 5 çift lomber sinir, sakral 1’den (S1) sakral 5’e (S5) kadar 5 çift sakral sinir ve 1 çift koksigeal sinir bulunur. Sinirler yukarıdan aşağıya doğru numaralandırılır ve her biri omurga sütunundan kendi seviyesindeki intervertebral foramen yoluyla çıkar.
Periferik sinirler, spinal sinirlerin düz devamı değildir. Farklı spinal sinirlerden gelen aksonlar, periferik bir sinir oluşturmak üzere bir araya gelir. Bu, omurga boyunca 4 yerde gerçekleşir ve her biri sinir pleksusu olarak tanımlanır.

Brakiyal pleksus
Dört sinir pleksusundan 2’si servikal seviyede, 1’i lomber seviyede ve 1’i sakral seviyede bulunur. Servikal seviyedeki 2 pleksustan 1’i olan brakiyal pleksusta C4’ten T1’e kadar olan spinal sinirler, adından da anlaşılacağı gibi, bu pleksus aracılığıyla yeniden organize olarak üst ekstremitelerin periferik sinirlerini (aksiller, radial, median ve ulnar sinirler) oluşturur.
Lomber pleksus, tüm lomber spinal sinirlerden birleşmesinden oluşur ve pelvik bölgeyi ve alt ekstremiteleri innerve eden periferik sinirleri (femoral, obturator, genitofemoral, ilioinguinal) oluşturur.
Sakral pleksus, L4 ve L5 ile S1-S4’ten oluşur. Bu pleksustan çıkan en önemli periferik sinir, tibial sinir ve fibüler sinirin birleşimi olan siyatik sinirdir.

Lomber ve sakral pleksuslar
Göğüs bölgesindeki T2’den T11’e kadar olan spinal sinirler pleksusların bir parçası değildir, bunun yerine kaburgalar arasında bulunan interkostal sinirleri oluştururlar.
2. Periferik sinir histolojisi
2.A. Nöron
Nöron adı verilen sinir hücresi
- Hücre gövdesi
- Hücre çekirdeği
- Dendritler
- Akson
- Ranvier düğümleri
- Telodendronlar
- Presinaptik terminalden
oluşur. Periferik sinir nöronların akson adı verilen uzantılarının lifler şeklinde kablo benzeri bir yapıda bir arada bulunduğu anatomik yapıdır. Sinirler, aksiyon potansiyeli adı verilen elektrokimyasal sinir uyarılarının iletimini sağlar.
Akson, nöronun sitoplazmasının silindirik uzantısıdır. Başlıca görevi sinir uyarılarının iletilmesidir. Aksonunun hedef noktasına ulaştığında bölündüğü dallar telodendron adını alır ve bir sinaps veya nöromüsküler kavşakta sonlanır. Aksonun canlılığını koruması, nöronların canlılığını korumasına bağlıdır. Aksonlar protein biyosentez kapasitesine sahip değillerdir. İhtiyaç duydukları yapı taşları aksonal akış adı verilen mekanizma ile hücre gövdesinden perifere taşınır.

Nöron hücresi ve uzantıları
Aksonal akış, taşınan elementlere ve sinir lifinin türüne göre değişken hızlarda hem anterograd hem de retrograd yönlerde sürekli olarak dolaşır. Aksonal akış nöronların hücre gövdesinden presinaptik terminale ve postsinaptik hücreye sürekli bir iletişim sağlar.
Anterograd aksonal akışla nörotransmitterlerin öncülleri ve hücre membran proteinlerini içeren veziküller ile mitokondriler ve hücre sitoplazmasının yapısal proteinleri taşınır. Retrograd akışla da, hücresel atıklar, büyüme faktörleri ve lizozomal veziküller taşınır.
Aksonal akış oksijene bağımlıdır ve sıcaklığa duyarlıdır. Aksonal akışın bozulması iletimin belirgin şekilde yavaşlamasına veya durmasına ve uzun süreli olduğunda sinir hücrelerinin dejenerasyonuna yol açar.
Aksonal akışın bozulması periferik nöropatilerin etiyolojisinde çok önemli bir yer tutar.
2.B. Miyelin
Birçok akson, aksonun bazı kısımlarını saran ve aksiyon potansiyeli hızını, dolayısıyla sinir iletimini artıran yağlı bir madde olan miyelin kılıfıyla kaplıdır. Miyelin segmentleri arasında Ranvier düğümleri adı verilen kopukluklar bulunur ve kılıfın bu açık bölgesi, sıçramalı iletim adı verilen bir süreçle akson boyunca yayılırken aksiyon potansiyelini yeniden üretir.
Miyelin kılıfın bütünlüğünün korunması sinir iletiminde çok önemlidir.
Miyelinsiz liflerde impuls iletimi kesintisizdir ve elde edilen maksimum hız 15 m/s ile sınırlıdır. Miyelinli liflerde ise sinir lifinin uyarılması Ranvier düğümleriyle sınırlıdır. Bu iletim böylece düğümden düğüme sıçramalı hale gelir ve orijinal hızının on katına (120 m/s) kadar hızlara ulaşabilir.
Miyelin kılıfı bir tür glial hücre olan ve periferik sinirde aksonlar boyunca uzanan zincirler halinde bulunan Schwann hücreleri tarafından sentezlenir. Schwann hücreleri, sinaptik mesajları iletme yeteneğinden yoksundur ve nöronların aksine yaşam boyunca sonsuza kadar bölünerek çoğalabilirler.
Schwann hücreleri periferik sinirlerin gelişimi, bakımı, işlevi ve yenilenmesinde temel roller oynarlar.
Schwann hücreleri akson rejenerasyonunda hayati bir rol oynar. Aksondaki herhangi bir hasar, hücre ölümüne ve aksonal dejenerasyona yol açabilir. Hasar durumunda, Schwann hücreleri ve makrofajlar ölü hücreleri uzaklaştırmak ve aksonal rejenerasyonu desteklemek için hasar bölgesinde aktifleşir. Schwann hücreleri, miyelin yıkımını tetikleyerek ve tümör nekrozis faktörü-alfa gibi sitokinlerin ekspresyonunu artırarak makrofajların rejenerasyonunu destekler. Ayrıca, çok çeşitli büyüme faktörlerinin ekspresyonunu artırarak akson rejenerasyonunu ve sinir hücresinin sağ kalmasını sağlar ve rejenerasyon sürecini desteklemek için kollajen gibi hücre dışı matriks molekülleri salgılarlar.
Schwann hücresinin işlevinin bozulması demiyelinizan hastalıklara yol açar. Miyelin kaybı, iletim hızında azalmaya ve şiddetli durumlarda tam bir iletim bloğuna neden olur. Periferik nöropatinin en sık nedenlerinden biri olan diyabette de hem duyusal hem de motor sinirlerde Schwann hücresi hasarı görülür. Diyabetin neden olduğu hiperglisemi Schwann hücrelerine zarar veren başlıca faktördür.
Periferik sinirlerin kan dolaşımını sağlayan damar yapısının vasa nervorumu miyelinsiz otonom sinir lifleri tarafından innerve edilir. Bu sinir liflerinin bazıları sempatik (vazokonstriksiyon) ve bazıları parasempatik (vazodilatasyon) özelliktedir. Bu özellik diyabetik periferik nöropati ve diyabetik ayak oluşumunda çok önemlidir.
Sinirsel uyarıların bir sinir hücresinden başka bir sinir, kas veya salgı bezi hücresine iletildiği anatomik yapılara sinaps denir. Aksiyon potansiyelini başka hücrelere iletecek sinaptik nörotransmitterler yalnızca presinaptik terminalindeki sinaptik uçlarda bulunur, sinir gövdesi ve dendritlerde bulunmaz.
Böylelikle sinir gövdesi ve dendritler uyarıyı alan, akson ve uzantısı telodendronlar ile presinaptik terminal ise uyarıyı ileten bölgelerdir.
2.C. Ganglion
Ganglion, duyusal ve otonom lifler içeren periferik sinirlerde nöron hücre gövdelerinin bir arada bulunduğu yapıdır. Ganglionlar duyusal sinirlerde cilt gibi periferde duyusal uçları olan ve dorsal sinir kökü yoluyla merkezi sinir sistemine uzanan aksonlara sahip nöronların hücre gövdeleridir.
Duyusal sinirlerde nöronların hücre gövdesi omuriliğin dorsal (arka) kök ganglionlarındadır.
Motor sinirlerin ise ganglionları yoktur ve motor nöronların hücre gövdesi omurilikte anterior (ön) boynuzdaki gri maddede bulunur. Motor nöronların uzun aksonu anterior kök yoluyla omurilikten ayrılır ve spinal sinir olarak devam eder. Sinir ilgili iskelet kasına ulaştığında dallara ayrılır ve kas liflerini innerve eder.
Otonom sinirlerin ganglionları vardır ve bu ganglionlar merkezi sinir sistemindeki otonom preganglionik nöronların periferik sinir sistemindeki postganglionik nöronlarla sinaps yaptığı ganglion topluluğudur. Diğer bir deyişle, preganglionik nöronun hücre gövdesi merkezi sinir sisteminde ve postgangliyonik nöronun hücre gövdesi periferik sinirdedir. Ganglionların birçoğu sempatik ve parasempatik sinir sistemlerinin sinirlerini içerir.
Sempatik ganglionlar, merkezi sinir sisteminden gelen uyarımları torasik ve üst lomber omuriliğin lateral boynuzu yoluyla alan, omurga boyunca bir zincir şeklinde ganglion oluşturur. Bu ganglionların nöronları omurilik nöronlarıyla sinapslar oluşturur ve iç organları kontrol ederek homeostatik mekanizmaların sempatik yönünü düzenler.
Başka bir otonomik gangliyon grubu ise kranial sinirlerden veya sakral spinal sinirlerden girdi alan ve homeostatik mekanizmaların parasempatik yönünü düzenlemekten sorumlu olan terminal ganglionlardır. Sempatik ve parasempatik olmak üzere bu iki ganglion grubu, genellikle aynı organlara etki eder. Örneğin, kalp bu türden iki girdi alır; biri kalp atış hızını artırır, diğeri azaltır.
2.D. Periferik sinir
Her akson
- Endonöryum adı verilen bir bağ dokusu tabakasıyla çevrilidir
- Aksonlar, fasikül adı verilen gruplar halinde bir araya gelir ve her fasikül perinöryum adı verilen bir bağ dokusu tabakasıyla sarılır
- Sinirin tamamı, epinöryum adı verilen bir bağ dokusu tabakasıyla sarılır.

Periferik sinir kesiti
Endonöryum, sinir lifleri için bağ dokusu desteği sağlar. Perinöryum periferik sinir içindeki fasikülleri oluşturur ve dışarıdan sıkıştırmaya, içeriden gerilmeye ve uzunlamasına traksiyona karşı yüksek direnç gösterir. Perinöryum, iletken elemanların fizyolojik ortamını korumaktan sorumludur. Bu kılıfların içinde en kalın olanı epinöryumdur ve sinir kesit alanının %60-%85’ini kaplar ve sinirin eklemlerden geçtiği noktalarda daha yoğun olarak bulunur. Epinöryum birçok kan damarı içerir ve siniri sıkışmaya karşı korur.
Periferik sinirle ilgili klinik açıdan büyük öneme sahip adventisyal mezonöryum adı verilen bir başka bağ dokusu yapısı daha vardır. Bu gevşek gözenekli doku periferik sinirin çevresini sarar ve ekstremitelerin hareketleri sırasında sinirin kaymasını sağlar. Periferik siniri besleyen kan damarları da bu dokudan sinir gövdesine geçer.

El bileği seviyesinde Guyon kanalı serbestleştirildikten sonra ulnar sinir ve dalları. Gevşek gözenekli adventisyal mezonöryum ve sinirin ulnar arterden aldığı kan damarları gözlenmekte.
Endonöryum içinde, bireysel sinir lifleri endonöral sıvı adı verilen düşük proteinli bir sıvı ile çevrilidir. Bu sıvı merkezi sinir sistemindeki beyin omurilik sıvısına benzer şekilde işlev görür ve kan-beyin bariyerine benzer bir kan-sinir bariyeri oluşturur. Böylece moleküllerin kan yoluyla endonöral sıvıya geçmesi engellenir. Sinir hasarından kaynaklanan sinir ödemi gelişiminde hasar bölgesinde endonöral sıvı miktarı artar. Bu sıvı artışı manyetik rezonans (MR) nörografisi kullanılarak görüntülenebilir. Bu sıvı artışının başta diyabetik periferik nöropati olmak üzere periferik nöropatilere ek olarak gelişen tuzak nöropatilerin etiyolojisinde büyük önemi vardır.
Aksonların uzunluğu anatomik bölgesine göre 1-2 mikrondan 1 metreye kadar değişkenlik gösterir. Sinir liflerinin kalınlıkları da değişkenlik gösterir.
- Büyük, miyelinli lifler pozisyon (propriyosepsiyon) ve titreşim duyusunu
- Küçük, ince miyelinli veya miyelinsiz lifler ağrı algısı ve otonomik işlevleri sağlar.
Sinir lifleri, bir sinir lifinin çapı ile sinirin iletim hızı arasındaki ilişkiye dayanarak sınıflandırılır.
- A tipi sinir lifleri: Yoğun miyelinli sinir lifleridir. Daha büyük çaplı ve daha fazla miyelinli lifler, uyarıları daha hızlı iletirler. İskelet kaslarının motor uyanları ve bu kaslara ait propriyoseptif duyular A tipi sinir lifleri ile iletilir.
- B tipi sinir lifleri: Bu tip lifler, A tipi liflerden daha az miyelinli, ancak C tipi sinir liflerinden daha fazla miyelinlidir. Vagus siniri gibi iç organ sinirlerini içerirler.
- C tipi sinir lifleri: Daha küçük çaplı ve düşük iletim hızına sahip olan miyelinsiz liflerdir. Hafif dokunma, kaşınma, gıdıklanma, seks duyuları gibi duyular C tipi lifler ile taşınır.
Spinal kökler duyusal bilgileri (afferent) omuriliğe, motor komutlarını (efferent) ise omurilikten uzuvlara taşıyan, hem duyusal hem de motor lifler içeren mikst sinirlerdir. 31 çift spinal kökün tamamı mikst sinirlerdir. Kafa çiftlerinden ise trigeminal, fasiyal, glossofarengeal ve vagus sinirleri mikst sinirlerdir.
3. Periferik sinirin kan dolaşımı
Periferik sinir, yakındaki büyük arter ve venlerden ve ayrıca daha küçük komşu kas ve periostal kan damarlarından kaynaklanan damarlar tarafından beslenen, iyi damarlanmış bir yapıdır.
Periferik sinirlerin iki ayrı bağımsız damar sistemi vardır. Bunlar dış sistem (epinöral damarlar) ve iç sistemdir (endonöryumdaki mikro damarlar). İki sistem arasında zengin anastomozlar vardır ve bu da segmental arterlerin bölgeleri arasında önemli bir örtüşmeye neden olur.
Epinöryum uzunlamasına bir damar pleksusu tarafından kanlandırılır. Transperinöral arteriyoller, perinöral doku kılıfları aracılığıyla epinöryumdan endonöryuma geçer. Bu arteriyoller perinöryum içinde intra- veya ekstrafasiküler basınçtaki değişikliklere karşı duyarlıdırlar. Epinöral ve perinöral damarlar, endonöral kan akışının nörojenik kontrolünde önemli rol oynayan zengin bir perivasküler pleksusa sahiptir.

Dirsek seviyesinde kübital tünel serbestleştirildikten sonra ulnar sinir. Epinöryumun uzunlamasına bir damar pleksusu tarafından kanlandırılması gözlenmekte.
Endonöral arteriyoller, zayıf bir düz kas tabakasına ve dolayısıyla sınırlı bir otoregülasyon kapasitesine sahiptir. Endonöral mikro damarların yoğunluğu, periferik sinirler boyunca önemli ölçüde değişir. Bu varyasyonlar iskemik nöropatiye yatkınlığa neden olabilir. Endonöryum içindeki dolaşımın dağılımı, fiziksel ve kimyasal manipülasyona son derece duyarlıdır.
Periferik sinirlerin kan dolaşımının bozulması başta diyabetik periferik nöropati olmak üzere birçok periferik nöropatinin gelişiminde çok önemli rol oynar.
4. Periferik sinir fizyolojisi
4.A. Nöromüsküler sinaps
Nöromüsküler sinaps, bir motor nöronun aksonu ile bir kas hücresi arasındaki bağlantı alanıdır. Sinaps seviyesinde elektrik sinyali kimyasal bir sinyale dönüştürülür. Presinaptik aksonun taşıdığı aksiyon potansiyeli, presinaptik uçtan bir nörotransmitter olan asetilkolin veziküllerinin sinaps aralığına ekzositoz ile boşalmasını sağlar. Asetilkolin molekülleri difüzyonla sinaps aralığını geçerek, postsinaptik hücre zarında bulunan özgün reseptörlere bağlanır. Asetilkolin reseptörlerinin aktivasyonu ile postsinaptik hücrede bazı iyonların zardan geçişi artar ve postsinaptik hücre zarında depolarizasyon veya hiperpolarizasyon oluşarak hücre uyarılır veya inhibe olur. Böylelikle bitişik kas lifinin kasılmasını tetikleyen uyarılma-kasılma eşleşmesi adı verilen bir zincirleme reaksiyona yol açar.

Nöromüsküler sinaps
Somatik sinir sistemindeki iskelet kaslarını harekete geçiren ve otonom sistemdeki iç organları uyaran veya inhibe eden nörotransmitter asetilkolindir. Asetilkolin motor sinirleri kaslara bağlayan nöromüsküler kavşaktaki ana nörotransmitterdir.
Periferik sinir sistemi fonksiyonel olarak somatik ve otonom sinir sistemi olarak iki bölüme ayrılır.

Omurilik kesiti, ön ve arka kökler ve arka kök (duyusal) ganglionu
4.B. Somatik sinir sistemi
Somatik sinir sistemi duyuları beyne ileten ve iskelet kaslarını harekete geçiren duyusal ve motor liflerden oluşur.
- Duyusal lifler, duyuları vücuttan merkezi sinir sistemine ileten afferent sinir lifleridir. Duyusal sinirlerde nöronların hücre gövdesi omuriliğin dorsal (arka) kök ganglionlarındadır.
- Motor lifler iskelet kaslarının kasılmasını uyarmak için merkezi sinir sisteminden kaslara motor komutları ileten efferent sinir lifleridir. Motor sinirlerde nöronların hücre gövdesi omurilikte anterior (ön) kök ganglionlarındadır. Akson omurilikten çıkarak spinal sinir olarak devam eder. Sinir ilgili iskelet kasına ulaştığında dallara ayrılır ve kas liflerini innerve eder.
4.C. Otonom sinir sistemi
Otonom sinirlerde nöronların hücre gövdesi otonomik ganglionlarındadır. Otonom sinir sistemi sempatik ve parasempatik olmak üzere ikiye ayrılır. Otonom sinir sistemi, birçok iç organı sempatik-parasempatik aktivite dengesiyle düzenler, salgı bezlerini ve iç organların düz kaslarını kontrol eder.
Sempatik ve parasempatik bölümler genellikle birbirine zıt olarak işlev görür. Ancak bu karşıtlık, antagonistik olmaktan çok tamamlayıcı olarak nitelendirilebilir. Çoğunlukla, sempatik sistem hızlandırıcı, parasempatik sistem ise frenleyicidir. Sempatik bölüm genellikle hızlı tepki gerektiren eylemlerde, parasempatik bölüm ise ani tepki gerektirmeyen eylemlerde işlev görür. Örneğin, yatar pozisyondan hızlıca ayağa kalkmak kan basıncında ani bir düşüşe neden olur. Bu durumda sempatik sistem devreye girer ve arteriyel tonusta ayarlama yaparak kan basıncını sabit tutar. Parasempatik sistem kalp hızını azaltır, sempatik sistem artırır. Benzer şekilde gözde parasempatik sistem kasıcı kasları uyarır ve göz bebeklerini daraltır, sempatik sistem genişletici kasları uyarır ve göz bebeklerini genişletir.
Yüksek organizmalar, negatif geri bildirim düzenlemesine dayanan ve otonom sinir sistemine bağlı olan homeostaz yoluyla bütünlüklerini korurlar.
Otonom sinir sisteminin en önemli fonksiyonlarından birisi dokuların kan akışını ayarlamadır. Sempatik sistem vazokonstriksiyon yoluyla cilde olan kan akışını azaltırken, parasempatik sistem vazodilatasyon yoluyla kan akışını artırır.
Otonom sinir sistemi ise, kalp ve düz kasların yanı sıra salgı bezlerini de kontrol eder. İki sistem arasındaki temel fark ürettikleri tepkilerde belirgindir.
Kaynaklar
1. Kanav Bhatheja, Jeffrey Field. Schwann cells: origins and role in axonal maintenance and regeneration. Int J Biochem Cell Biol. 2006;38:1995-1999.
2. Oliveira JT, Yanick C, Wein N, Limia CEG. Neuron-Schwann cell interactions in peripheral nervous system homeostasis, disease, and preclinical treatment. Front Cell Neurosci. 2023;12:17:1248922.
3.Rigoard P. Atlas of anatomy of the peripheral nerves. The nerves of the limbs. Expert Edition. 2020; Springer Nature Switzerland AG.
4. Hart A. Blood supply of the peripheral nerve. Oxford Textbook of Plastic and Reconstructive Surgery. Kay S, McCombe D, Wilks D (editörler). 2021; Oxford University Press, Oxford, England.
5. Shurin MR, Wheeler SE, Zhong H, Zhou Y. Pathologic and therapeutic Schwann cells. Cells. 2025;14:1336.
6. Follis R, Prabhu VV, Carter BD. The influence of Schwann cell metabolism and dysfunction on axon maintenance. Glia. 2025;73:2338-2352.
7. Gibbins IL, Jobling P, Messenger JP, Teo EH, Morris JL. Neuronal morphology and the synaptic organisation of sympathetic ganglia. J Auton Nerv Syst. 2000;81:104-109.
8.Stewart JD. Peripheralnervefascicles: anatomy and clinical relevance. Muscle Nerve. 2003;28:525-541.
İlgili sayfalar: Periferik Nöropati – Tanım ve Patofizyoloji · Periferik Nöropati – Etiyolojik Sınıflandırma, Klinik Bulgular, Fizik muayene ve Yardımcı Tanı Yöntemleri · Double Crush Sendromu