Kemoterapiye bağlı periferik nöropati
Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 09.05.2026
1. Kemoterapiye bağlı periferik nöropati – Tanım ve epidemiyoloji
Kemoterapi, çeşitli kanserlerin tedavisinde devrim yaratarak sağ kalma oranlarını önemli ölçüde artırmıştır. Bununla birlikte, kemoterapinin önemli faydaları genellikle bir bedelle birlikte gelmektedir; hastalar sıklıkla yaşam kalitelerini olumsuz etkileyebilecek belirgin yan etkiler yaşarlar. En zorlu yan etkilerden biri de kemoterapiye bağlı periferik nöropatidir.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropati, periferik sinirlerde hasara yol açan, duyusal, motor ve otonom işlev bozukluklarına neden olan, doza bağımlı bir nörotoksik etkidir. Kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin görülme sıklığı, spesifik kemoterapi ajanına, toplam ilaç dozuna ve hasta duyarlılığına bağlı olarak %19 ile %85 arasında değişen oranlardadır. Tüm hastalar göz önüne alındığında nörotoksik kemoterapi alan hastaların yaklaşık %50’sinde kemoterapiye bağlı periferik nöropati görülür.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin şiddeti ve süresi, kemoterapi ilacı, kemoterapi dozu, süresi, nörotoksik ilaçların kombinasyonu ve diyabet veya kronik böbrek hastalığı gibi önceden var olan hastalıkların varlığına bağlıdır.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropati duyusal ağırlıklı bir nöropatiye neden olur, genellikle ağrılıdır ve kanserden sağ kalmadaki ilerlemeler nedeniyle önümüzdeki yıllarda yaygınlığının artması beklenmektedir.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin klinik belirtilerinin başında uyuşma, karıncalanma, ağrı, yanma hissi ve kas güçsüzlüğü gelir ve genellikle ekstremiteleri etkileyen “çorap ve eldiven” şeklinde hissedilir. Her ne kadar kemoterapiye bağlı periferik nöropati bazı bireylerde ilaç kesildikten sonra düzelebilse de, hastaların %30-50’sinin aylarca hatta yıllarca periferik nöropati semptomları devam edebilir. Bazen de hayat boyu kalıcı olabilir.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin yüksek insidansına ve olumsuz etkilerine rağmen, sıklıkla tanı ve tedavide yetersizlikler görülür. Kemoterapiye bağlı periferik nöropati hastaların günlük aktivitelerini gerçekleştirme yeteneğini ciddi şekilde sınırlayarak yaşam kalitelerini önemli ölçüde düşürebilir. Ayrıca, şiddetli semptomlar kemoterapinin dozunu azaltmaya veya tedavinin erken sonlandırılmasına neden olduğundan kanser tedavisinin etkinliğini tehlikeye atar.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropati kadınlarda erkeklere göre belirgin olarak daha yüksek oranlar görülür. Kemoterapiye bağlı periferik nöropatide semptomların başlangıç zamanı önemlidir. Hastaların büyük çoğunluğunda semptomların tedavinin ortasında geliştiği, bunların yarısında tedavi sonrasında da semptomların devam ettiği bilinmektedir.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropati birçok klinisyen tarafından kanser kemoterapisinin kaçınılmaz bir yan etkisi olarak görülmekte ve bu durum kemoterapötik ajanların sunduğu büyük ölçüde uzatılmış yaşam süresi göz önüne alındığında kabul edilebilir bir durum olarak değerlendirilmektedir. Buna karşılık, hastalar genellikle kemoterapiye bağlı periferik nöropatiyi kanser tedavisinin özellikle büyük ve önemli bir yan etkisi olarak görmektedir ve bu durum yaşam kalitelerini önemli ölçüde etkilemektedir.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin önlenmesi için bir tedavi bulunmamaktadır.
2. Kemoterapiye bağlı periferik nöropatide sınıflandırma
| Evre 0 | Evre 1 | Evre 2 | Evre 3 | Evre 4 | |
|---|---|---|---|---|---|
| Dünya Sağlık Örgütü sınıflaması | Semptom yok | Parestezi varlığı ve/veya derin tendon reflekslerinde azalma | Şiddetli parestezi ve/veya kas gücünde hafif kayıp | Dayanılmaz paresteziler ve/veya kas gücünde kayıp | Paralizi |
Bu sınıflandırmanın zayıf yönü kemoterapiye bağlı periferik nöropati şiddetini ölçmek için belirli objektif kriterler yerine, semptomlara ilişkin hastanın kendi bildirimine dayanmasıdır. Ama yine de, özellikle evre 3 ve 4 nöropatilerde doz azaltımı veya tedaviyi sonlandırma kararı verme açısından son derece belirleyicidir.
3. Kemoterapiye bağlı periferik nöropatide klinik bulgular
Hasta yakınmaları ve belirtiler. Klinik olarak, kemoterapiye bağlı periferik nöropati duyusal, motor ve otonom fonksiyonlarda bozulmalar olarak ortaya çıkar. Duyusal semptomlar, akson uzunluğunu yansıtan şekilde ve daha uzun liflerin önce etkileneceği kuramıyla, önce ayaklarda ve ellerde gelişir ve dokunma, sıcak veya soğuk etkisi, bozulmuş titreşim ve bozulmuş dokunma duyuları ile tetiklenen uyuşma, karıncalanma, parestezi ve disestezi olarak kendini gösterir. Buna ek olarak, durup dururken yanma, batma veya elektrik çarpması benzeri ağrıların yanı sıra dokunmayla allodini veya hiperaljezi görülür.
Bu aşamada, hastalar genellikle biraz engelli hale gelmişlerdir. Ellerde beceri kaybı ve sakarlık, ayaklarda dengesizlik görülmeye başlar. Nöropatik ağrı gittikçe şiddetlenir.
Fizik muayene bulguları. Klinik bulgularda genellikle refleks kaybı ve dokunma, iğne batması ve titreşim gibi duyusal özelliklerde bozulma görülür. Parmak-burun ve Romberg testi gibi geleneksel koordinasyon testleri anormal hale gelebilir. Madeni para, anahtar gibi küçük şeylerin stereotaktil tanınması bozulmuştur.

Stereotaktil algıda bozulma. Periferik nöropatili hasta gözleri kapalıyken elindeki küçük cisimlerin ne olduğunu algılamıyor.
Otonomik belirtiler nadirdir. Motor semptomlar mononöropatiler veya kraniyal sinir lezyonları şeklinde ortaya çıkabilir. Bazı kemoterapötikler miyalji, kas krampları veya güçsüzlük ile birlikte kas tutulumuna neden olur.
Sinir iletim çalışmaları – EMG. Kemoterapiye bağlı nöropatilerde sinir iletim çalışmaları genellikle duyusal sinirlerde aksonal dejenerasyonu gösterir ve nöropati varlığını göstermesi açısından değerlidir.
4. Kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin patofizyolojisi
Kemoterapi ilaçları, farklı mekanizmalar yoluyla periferik nöropatiye neden olur. Bunlar nöronal sitoskeletal değişiklikler, nöron/dorsal kök ganglion mitokondrilerine doğrudan zarar verme, iyon kanallarının işlevini bozma, glial hücre aktivasyonu yoluyla immünolojik mekanizmaları tetikleme ve mikrotübülleri bozmadır.
Tüm bu biyolojik mekanizmalar akson dejenerasyonuna neden olur. Bu dejenerasyon, öncelikle büyük miyelinli, daha az olarak küçük miyelinsiz ve intraepidermal sinir liflerinin hasarlanmasına yol açar.
İntraepidermal sinir lifleri, dermiste bulunan miyelinsiz veya ince miyelinli nosiseptörlerdir ve periferden kaynaklanan ağrının algılanması için gereklidir. Ek olarak, miyelin kaybı ve aksonal sitoskeletteki değişiklikler periferik sinirlerin yapısını ve işlevini değiştirir ve bu da algı bozukluğunun gelişmesine katkıda bulunur.
5. Kanser türleri ve farklı kemoterapi ilaçları ile nöropati etkileşimi
Periferik duyusal ve motor nöronlara zarar veren ve kemoterapiye bağlı periferik nöropati gelişimine yol açan 6 ana ilaç grubu vardır.
- Platin bazlı antineoplastikler (sisplatin ve oksaliplatin) – Kolon, akciğer, testis, over, beyin, mesane tümörlerinde yaygın olarak kullanılır.
Platin bazlı antineoplastiklerden kaynaklanan nöropatinin başlangıcı değişkendir; bazı hastalar semptomların ilk dozdan sonra ortaya çıktığını bildirirken, diğerleri 12 tedavi döngüsünden sonra ortaya çıktığını bildirmektedir. Ancak, hastaların yaklaşık %90’ında periferik nöropatiye ait semptomlar gelişir. Sisplatin kaynaklı nöropati çoğunlukla alt ve üst ekstremiteleri etkiler ve titreşim ve tat alma duyusunun kaybı, parestezi, güçsüzlük ve titreme gibi karışık duyusal ve motor semptomlar gösterir.
Yüksek toplam dozlar ve uzun süreli tedaviler sonucunda kemoterapiye bağlı periferik nöropati şiddeti artar ve kronik, geri dönüşümsüz bir nöropati gelişme olasılığı da yükselir.
- Vinka alkaloidleri (vinkristin ve vinblastin) – Hodgkin lenfoması, lösemi, akciğer kanseri, sarkomlar venöroblastomada kullanılır.
Nöropati semptomları vinkristin tedavisine başlandıktan kısa bir süre sonra ortaya çıkabilir, ancak genellikle birkaç hafta içinde gelişir ve genellikle ilacın devam eden kullanımıyla kötüleşir. Vinkristin kaynaklı duyusal nöropati, uyuşma, karıncalanma ve nöropatik ağrı ile karakterizedir. Ayrıca motor ve otonom semptomlar da görülebilir. Tendon reflekslerinde azalma veya kayıp, titreşim duyarlılığı ve kas gücünde azalma ve düşük ayak gelişebilir.
Vinkristin kaynaklı motor nöropati, üst ve alt ekstremitelerde güçsüzlük ve periferik sinirlere verilen hasardan kaynaklanan bozulmuş dorsifleksiyon nedeniyle düşük ayak gelişmesiyle karakterizedir.
Otonom nöropatinin tipik semptomları kabızlık, idrar retansiyonu ve ortostatik hipotansiyondur. Beklendiği gibi, bu semptomlar bu hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde azaltabilir.
- Taksanlar (paklitaksel, dosetaksel) – Meme, prostat, akciğer, pankreas, jinekolojik tümörlerde kullanılır.
Paklitaksel kaynaklı nöropatiye bağışıklık aracılı süreçler, miyelin kaybı ve akson dejenerasyonu, endonöral akışta bozulma ve mitokondriyal disfonksiyon neden olur.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropati özellikle paklitakselle yapılan tedavinin doz ve tedavi süresine bağlı olarak ortaya çıkan çok önemli bir yan etkisidir. Periferik nöropati paklitaksel tedavisi alan hastaların %90’ında görülmekle birlikte, genellikle toplam doz artana kadar nispeten hafif kalır.
Semptomlar genellikle tedaviye başlandıktan sonraki birkaç hafta içinde ortaya çıkar ve akut ağrılı nöropatiye neden olur. Semptomlar ilacın alınmasından yaklaşık 3 gün sonra zirveye ulaşır ve ağrı, uyuşma ve karıncalanma ile karakterizedir.
Taksanlar özellikle duyusal nöronlar üzerinde etkilidir, ancak yüksek dozlarda motor etkiler (özellikle distal güçsüzlük, kas krampları ve kas ağrıları) ve otonom fonksiyon bozuklukları (aritmiler ve ortostatik hipotansiyon) ortaya çıkabilir.
Ayrıca, diğer nörotoksik kemoterapötik ajanlarla eş zamanlı tedavi veya önceden var olan diyabetik nöropatiler, kemoterapiye bağlı periferik nöropati gelişme riskini daha da artırabilir.
- Epotilonlar (iksabepilon) – Taksan tedavisine yanıt vermeyen metastatik veya lokal olarak ilerlemiş meme kanseri.
İksabepilon ile tedavi edilen hastalarda kemoterapiye bağlı periferik nöropati gelişme olasılığı daha önce hiç kemoterapi görmemiş hastalarda %1’ken daha önce yoğun kemoterapi görmüş hastalarda iksabepilon tedavisi sonrası %24’e çıkmaktadır. Sık görülen semptomlar arasında uyuşma, karıncalanma ve bazen de dizestezi vardır.
- Proteazom inhibitörleri (bortezomib) – Multipl miyelom kemoterapisinde ilk tercih edilen standart kemoterapötiktir.
Anormal ağrı ve yanma hisleriyle kendini gösteren küçük lif nöropatisi ve ayakta dururken hipotansiyonu da içeren otonom nöropati görülür. Bortezomibe bağlı periferik nöropati görülme sıklığı %15 ile %57 arasında değişmektedir.
Periferik nöropati görülme sıklığı genellikle uygulanan doz, uygulama sıklığı ve diyabet ve alkol kötüye kullanımından kaynaklanan önceden var olan nöropati ile ilişkilidir Periferik nöropati genellikle tedavinin ilk 5 döngüsü içinde ortaya çıkar.
Bortezomib duyusal sinir iletim hızını önemli ölçüde azaltır ve periferik sinirlerde hasarlı Schwann hücreleri ve miyelin dejenerasyonu görülür.
- İmmünomodülatör ilaçlar (talidomid) – Multipl miyelom ve bazı cilt hastalıklarında kullanılır.
Talidomid bağışıklık sistemini modüle ederek doğal öldürücü hücreleri ve T hücrelerini artırır, sitokin üretimini ve anjiyogenezi inhibe eder ve apoptozu indükler.
Talidomid kullanan hastalarda %55 oranında periferik nöropati görülür. Nöropati riski, tedavi süresinden bağımsız olarak günlük dozla ilişkilidir. Talidomid nöropatisi dorsal kök ganglionlarında morfolojik hasara, miyelin kaybına ve Wallerian dejenerasyonuna neden olur ve nöronlar üzerinde primer dejeneratif etkisi vardır. Nöropati duyusal özelliktedir ve olguların yarısında kısmen geri dönüşümlüdür. Semptomlar arasında distal parestezi veya disestezi şeklinde doza bağlı belirtiler ve güç kaybı vardır.
6. Kemoterapiye bağlı periferik nöropatide tedavi
Kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin önlenmesi veya tedavisi için bir ilaç veya tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Ancak kemoterapötiklerin dozlarının azaltılması, kemoterapinin ertelenmesi veya kemoterapötik ajanın değiştirilmesi düşünülebilir. Ancak, bu uygulamalar da kanserle etkin tedaviyi etkileyeceği için önerilmemektedir.
Kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin tedavisinde orta derecede etkinliğe sahip tek ajan bir antidepresan olan duloksetindir. Duloksetin, serotonin ve norepinefrin geri alımını inhibe ederek, efferent yolu aktive etmek için gerekli nörotransmiterlerin kullanılabilirliğini artırır. Duloksetin ayrıca bazı enzimlerin aktivasyonunu inhibe ederek enflamasyonu ve sinir hasarını azaltabilir. Duloksetin birçok klinik çalışmada denenmiş ve plasebo ve diğer ilaç sınıflarına kıyasla ağrıyı azalttığı görülmüştür. Doğal olarak, duloksetin de nöropatiyi tedavi etmemekte, yalnızca semptomları azaltmaktadır.
Gabapentin ve pregabalinin de kemoterapiye bağlı periferik nöropatinin semptomlarını azaltmada çok sınırlı etkileri vardır.
Hastaların tütün ve alkol kullanımına son vermeleri gibi yaşam biçimi değişiklikleri, diyabetleri varsa iyi bir glisemik kontrol ve düzenli olarak yürüyüş ve egzersiz yapmaları semptomlarda belirgin iyileşmeler sağlamaktadır.
Kaynaklar
- Chen K, Antonen E, Nadler MB, Mauti E, Jones JM. Assessment tools for chemotherapy-induced peripheral neuropathy: a narrative review of clinician, patient-reported, and objective measures. JNCI Cancer Spectr. 2026 9;10:pkaf119.
- Prakash RH, Mehta J, Patel BP, “Epidemiology and clinical significance of chemotherapy-induced peripheral neuropathy in patients undergoing chemotherapy.” Asian J Oncol. 2025;11:11.
- StaffNP, Grisold A, Grisold W, Windebank AJ. Chemotherapy-induced peripheral neuropathy: A current review. Ann Neurol. 2017;81:772-781.
- Zhang X, Chen WW, Huang WJ. Chemotherapy-induced peripheral neuropathy. Biomed Rep. 2017;6:267-271.
- Miller AB, Hoogstraten B, Staquet M, Winkler A. Reporting results of cancer treatment. Cancer. 1981;47:207-214.
- Allison D Desforges AD, Hebert CM, Spence AL, Reid B, Dhaibar HA, Cruz-Topete D, Cornett EM, Kaye AD, Urits I, Viswanath O. Treatment and diagnosis of chemotherapy-induced peripheral neuropathy: An update. Biomed Pharmacother.2022;147:112671.
İlgili sayfalar: Kemoterapiye Bağlı Periferik Nöropatide Cerrahi Çözümler · Periferik Nöropati – Tanım ve Patofizyoloji · Diyabetik Nöropati