EMG (Elektrodiyagnostik testler)

Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 29.07.2026

1. Tanım

Çoğunlukla kısaca EMG diye adlandırılan elektrodiyagnostik (nörofizyolojik) testler, periferik sinir sistemi hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılan en önemli tanısal yöntemlerden biridir.

Bu incelemeler sinirlerin elektriksel iletim özelliklerini objektif olarak ölçerek sinir sıkışmaları, travmatik yaralanmalar, polinöropatiler, radikülopatiler ve kas hastalıklarının tanısına yardımcı olur. Elektrodiyagnostik testler bir periferik sinir sorunu olup olmadığını, sorun varsa tanıyı, etiyolojiyi, hasarın ekstremitedeki seviyesini ve prognozu belirleyebilir.

Ayrıca periferik nöropatide tutulumun motor mu, duyusal mı, otonom mu veya bunların kombinasyonları olan mikst tip mi olduğunu, periferik sinir lezyonunun demiyelizan tipte mi yoksa aksonal hasarlı mı olduğunu gösterir.

Elektrodiyagnostik testler duyusal nöronu, motor nöronu, nöromüsküler kavşağı ve kası ayrı ayrı incelemeye olanak tanır. Tüm bunlara ek olarak tedavi altındaki periferik nöropatinin takibinde bir iyileşme olup olmadığını da gösterir.

Elektrofizyoloji-EMG laboratuvarı: monitörlü EMG cihazı ve üzerinde elektrotlar bulunan muayene masası

Elektrofizyoloji-EMG laboratuvarı (Prof. Dr. Burcu Örmeci’ye teşekkürler).

Elektrodiyagnostik testler sinir iletim çalışmaları ve iğne elektromiyografisi (EMG) olarak ikiye ayrılır. Sinir iletim çalışmaları ise kendi içerisinde duyusal sinir iletim çalışmaları ve motor sinir iletim çalışmaları olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Her iki yöntem sinirin farklı fonksiyonlarını değerlendirir ve çoğu zaman birlikte uygulanarak daha kapsamlı bir tanısal değerlendirme sağlar.

Sinir iletim çalışmaları ve iğne EMG’si ayrı testlerdir, ancak rutin elektrodiyagnostik testler sırasında birlikte kullanılırlar. Tüm tanısal incelemelerde olduğu gibi, sonuçlar hastanın öyküsü ve fizik muayenesi göz önünde bulundurularak yorumlanmalıdır. Elektrodiyagnostik bir tanı her zaman hastalığın etiyolojisini göstermez. Örneğin, elektrodiyagnostiktestlerle konulan bir aksonal duyusal polinöropati tanı polinöropatinindiyabetten mi yoksa B12 eksikliğinden mi kaynaklandığını ayırt edemez.

2. Periferik nöropatilerde EMG isteme endikasyonu

Hastada karpal tünel sendromu gibi bir sinir sıkışma nöropatisi veya açıklanamayan, birden fazla ekstremitede parestezi, ağrı veya güçsüzlük gibi semptomların varlığında, hekim periferik nöropatinin mevcut olup olmadığını belirlemek için elektrodiyagnostik testlere başvurabilir.

Ayrıntılı bir öykü ve fizik muayene, genellikle metabolik, toksik, kalıtsal, mikroanjiyopatik veya otoimmün bozukluklar gibi periferik sinir hasarı için spesifik bir risk faktörünü ortaya çıkarır. Elektrodiyagnostik testler hastalığın elektrodiyagnostik özelliklerine dayanarak ayırıcı tanıyı daraltmaya da yardımcı olabilir.

Elektrodiyagnostik incelemeler

  • Periferik nöropati varlığını doğrular
  • Servikal veya lomber radikülopatiler, servikal miyelopati, kompresif mononöropatiler gibi diğer etiyolojileri gösterir
  • Patofizyolojiyi belirler (Aksonal dejenerasyon veya demiyelizan nöropati)

3. Sinir iletim çalışmaları

Sinir iletim çalışmaları periferik sinirleri değerlendirmek için kullanılır. Üç temel periferik sinir tipi vardır: Duyusal, motor ve otonom sinirler.

Sinir iletim çalışmalarında yalnızca büyük lifli duyusal ve motor nöronlar değerlendirilir. Motor sinir çalışması, duyusal sinir çalışmasından farklıdır, böylelikle hangi sinir tipinin etkilendiği ayırt edilebilir. Ayrıca, sinir iletim çalışmaları periferik sinirlerin ekstremitede hangi seviyede etkilendiğini, hasarın miyelin kılıfında mı aksonlarda mı olduğunu gösterir.

Sinir iletim çalışması için hastanın ayağına ve bacağına EMG cihazına bağlı elektrotlar yerleştiriliyor

Alt ekstremitede sinir iletim çalışması: masada uzanan hastanın ayağına ve bacağına bantla sabitlenmiş elektrotlar

Bir hastanın alt ekstremitesinde sinir iletim çalışması yapılması (Prof. Dr. Burcu Örmeci’ye teşekkürler).

Sinir iletim çalışmaları, elektriksel uyarıların bir sinir boyunca nasıl hareket ettiğini ölçer. Duyusal sinir iletim çalışmaları sırasında incelenen sinirin trasesi üzerinde cilde kaydedici yüzey elektrotları yerleştirilir. Motor sinir iletim çalışmaları sırasında ise incelenen sinirin innerve ettiği bir kas üzerine kaydedici yüzey elektrotları yerleştirilir. Sinirleri uyarmak için düşük yoğunluklu bir elektrik akımı verilir. Uyarılan sinir gövdesinin uzantısı olan periferik sinirler ve kaslar üzerindeki cilde yerleştirilen kayıt elektrotları uyarılma sonucu oluşan elektriksel yanıtları yakalar.

Hastanın semptomlarına göre, etkilenen her ekstremitede veya bölgede birden fazla sinir uyarılabilir. Sinir iletim çalışmaları genellikle bir alt ekstremitede motor iletim çalışması ile başlar ve rutin olarak peroneal ve tibial sinirlerin motor yanıtlarını içerir. Alt ekstremitelerde motor çalışmalar tamamlandıktan sonra hekim sural veya yüzeysel peroneal sinirlerde alt ekstremite duyusal yanıtına bakar.

Sinir iletim çalışmalarının bir zayıf yönü yalnızca büyük çaplı aksonların değerlendirilmesidir. Küçük çaplı aksonlar ile miyelin kılıfı olmayan periferik sinir lifleri sinir iletim çalışmaları ile değerlendirilemez. Aynı şekilde ağrı duyusunu ileten sinir lifleri de duyusal sinir iletim çalışmaları ile değerlendirilemez.

Periferik sinir sisteminin otonom, sıcaklık algılayıcı ve ağrı algılayıcı küçük çaplı lifleri rutin sinir iletim çalışmalarıyla kaydedilemeyecek kadar küçük elektrik alanları üretir. Bu nedenle, küçük lifli duyusal nöropatisi olan hastalarda ve yalnızca ağrı semptomu bulunan radikülopatisi olan hastalarda (yalnızca duyusal kök liflerini etkileyen ve motor kök liflerini etkilemeyen) genellikle normal sonuçlar elde edilir.

Periferik nöropatinin değerlendirilmesinde elektrodiyagnostik testlerin rolü

  • Doğrulama ve lokalizasyon
    • Periferik sinir hastalığının varlığının doğrulanması
    • Nöropati hasarının ekstremitedeki seviyesinin tespiti
  • Lif tipi tutulumunun değerlendirilmesi
    • Motor
    • Büyük duyusal
    • Küçük lif – duyusal ve otonom
  • Sinir tutulumunun dağılımının belirlenmesi
    • Distal simetrik
    • Poliradikülonöropati
    • Çoklu mononöropatiler (mononöropati multipleks)
  • Altta yatan patofizyolojik sürecin belirlenmesi
    • Aksonal hasar
    • Demiyelinizasyon
    • Mikst
  • Lif tutulumunun şiddetinin belirlenmesi
    • Hafif
    • Orta
    • Şiddetli
  • Prognozun veya tedavi etkisinin izlenmesi

3.A. Sinir iletim çalışmalarında kullanılan parametreler

Sinir iletim çalışmaları sırasında kaydedilen yanıtların amplitüd, alan, gecikme, iletim hızı ve süre gibi özellikleri analiz edilir. Her özellik için her elektrofizyoloji laboratuvarının içinde bulunulan topluma ve yaşa göre uyarlanmış normal değerleri belirlenmiştir. Ayrıca tek taraflı lezyonlarda en iyi referans ölçüm yapılan ekstremitedeki değerleri asemptomatik karşı taraftan elde edilen sinir iletim çalışmaları değerleriyle karşılaştırmaktır.

Duyusal sinir iletim çalışmasının EMG cihazındaki kaydı

Amplitüd: Bu uyarılmış yanıtın yüksekliğidir ve mikrovolt (µV) cinsinden ölçülür. Amplitüd temel olarak fonksiyon gören sinir liflerinin sayısını gösterir. Amplitün düşük olması duyu kaybı ya da kas güçsüzlüğü gibi olumsuz semptomlarla doğrudan ilişkilidir.

Alan: Sinir iletim çalışmaları sırasında çizilen dalga formlarının oluşturduğu eğrilerin altında kalan alan miktarıdır. Alan da amplitüd gibi fonksiyon gören sinir liflerinin sayısını gösterir. Akson kaybı ve demiyelizan iletim bloğu alanın normal değerlerin altına inmesine yol açar.

Distal latans (gecikme): Elektriksel uyarımın verilmesiyle sinir yanıtının başlangıcı arasındaki süredir ve milisaniye (ms) cinsinden ölçülür. Bu değer genellikle 0,1 msn veya daha azdır. Çalışma sırasında dikkate alınan iki tür gecikme vardır: başlangıç ​​gecikmesi ve tepe gecikmesi. Başlangıç ​​gecikmesi, elektriksel uyarının sinirde bir aksiyon potansiyelini tetiklemesi için geçen süredir. Tepe gecikmesi, sinyalin sinirdeki aksonların çoğunluğu boyunca ilerlemesi için geçen zaman gecikmesinin bir temsilidir. Başlangıç ​​gecikmesi, dalga formunun yükselişinden önce ölçülür ve tepe gecikmesi, dalga formu amplitüdünün tepe noktasında ölçülür.
Distal latansın uzaması genellikle demiyelinizasyonu ve sinir sıkışmasını düşündürür.

İletim hızı: Tetiklenen bir aksiyon potansiyelinin bir sinirin aksonu boyunca ne kadar hızlı yayıldığıdır. İletim hızı metre/saniye (m/s) olarak ölçülür ve uyarıcı ve kaydedici elektrotlar arasındaki mesafenin (milimetre) latans (milisaniye) değeriyle bölünmesiyle elde edilir. İletim hızının ne kadar hızlı veya yavaş olduğu, miyelin kılıfının yapısal bütünlüğüne bağlıdır ve dolayısıyla iletim hızı ölçümleri miyelin kılıfının durumu hakkında bilgi verirken aksonların sağlığı hakkında bilgi vermez. Normal hızla birlikte düşük amplitüd daha çok aksonal hasarı düşündürür.

Süre: Sinir iletim çalışmaları sırasında çizilen dalga formunun başlangıç ​​ve bitişinin ölçümüdür

3.B. Motor sinir iletim çalışması

Duyusal sinir iletim çalışmaları, çevreden gelen dokunma, titreşim ve sıcaklık duyularını taşıyan sinir liflerinin fonksiyonunu değerlendirir. İnceleme sırasında sinirin bir noktasına hafif elektriksel uyarı verilir ve sinirin başka bir noktasından oluşan elektriksel yanıt kaydedilir. Elde edilen yanıt “Duyusal Sinir Aksiyon Potansiyeli” (Sensory Nerve Action Potential, SNAP) olarak adlandırılır.

Duyusal sinir iletim çalışmalarında cilt yüzeyine elektriksel bir uyarı uygulanır ve yanıt (duyusal sinir aksiyon potansiyeli, SNAP) sinirin distal bir bölümü üzerindeki ciltte kaydedilir.

En sık kullanılan yöntem antidromik kayıttır. Bu teknikte sinir, fizyolojik iletim yönünün tersine uyarılır ve aksiyon potansiyeli ters yönde ilerler. Antidromik kayıt yönteminde proksimalden verilen uyarı distal kayıt elektroduna doğru ilerler. Yani impuls, normal duyusal iletim yönünün tersine hareket eder. Bu nedenle buna antidromik (ters yönlü) kayıt adı verilir.

Örneğin, median sinir duyusal iletim çalışmasında uyarıcı elektrot genellikle el bileğinde median sinir üzerine yerleştirilir. Kayıt elektrodu ise işaret parmağına yerleştirilir. Oluşan duyusal sinir aksiyon potansiyeli (SNAP) parmak üzerinden kaydedilir.

Median sinir duyusal iletiminde antidromik teknik: işaret parmağında G1 ve G2 halka elektrotları, el bileğinde uyarım

Median sinir duyusal iletim çalışmasında antidromik teknik. Halka elektrotlar işaret parmağı üzerine 3-4 cm aralıklarla yerleştirilir. Aktif kayıt elektrodu (G1) daha proksimalde, uyarıcıya en yakın yere yerleştirilir. El bileğinde tüm median sinir uyarılırken, parmak üzerinde sadece kutanöz duyusal lifler kaydedilir.

Duyusal sinir iletim çalışmaları elektrodiyagnostik incelemelerin çok önemli bir parçasıdır. Duyusal sinir iletim çalışmaları duyusal sinir liflerinin fonksiyonel bütünlüğünü değerlendirir; bu ölçümler, işlevsel akson sayısını ve bu aksonlardaki miyelinin durumunu değerlendirmek için kritik öneme sahiptir.

Duyusal sinir iletim çalışmaları, duyusal sinir aksiyon potansiyellerinin (SNAP) amplitüdünü ve hızını ölçerek duyusal sinir liflerinin fonksiyonel bütünlüğünü değerlendirir.

Duyusal sinir iletim çalışmaları

  • Öncelikle, yalnızca duyusal lifleri etkileyen patolojilerin tanınmasını sağlayan tek bulgu olabilirler.
  • İkinci olarak, pleksopati ve nöropati gibi ganglionik veya postganglionik lezyonların radikülopati gibi preganglionik lezyonlardan ayrılması için çok önemlidir.
  • Üçüncü olarak, duyusal sinir iletim çalışmaları fokal demiyelinizasyon ve akson kayıplarında motor sinir iletim çalışmalarına göre daha duyarlıdır. Örneğin, erken evre karpal tünel sendromunda duyusal liflerin demiyelinizasyonu motor liflere göre çok daha erken saptanabilir.
Duyusal sinir yanıtı şeması: uyarım, distal latans, tepe latansı, süre ve amplitüd işaretli

Duyusal sinir iletim çalışması. Ölçülen 3 temel özellik distal latans, süre ve amplitüd.

Normal bir duyusal yanıt genellikle negatif başlangıçlı, keskin yükselen ve daha sonra yavaşça bazale dönen bir dalga şeklindedir. Normal bir duyusal yanıtta tipik olarak aşağıdaki özellikler görülür

  • Erken başlangıç zamanı
  • Keskin negatif tepe
  • Nispeten kısa süre
  • Yüksek amplitüd
  • Düzgün ve simetrik morfoloji

Aksonal kayıplarda amplitüd küçülürken, demiyelinizan hastalıklarda dalga genişleyebilir ve distal latans uzayabilir.

3.C. Motor sinir iletim çalışması

Motor sinir iletim çalışmaları kasların çalışmasını sağlayan periferik motor sinir liflerinin fonksiyonunu değerlendirir. İnceleme sırasında sinir elektriksel olarak uyarılır ve o periferik sinirin innerve ettiği kas üzerinde oluşan yanıt kayıt edilir.
Motor sinir iletim çalışmaları ön boynuz hücrelerinin, yalnızca motor veya mikst sinir trunkuslarındaki aksonal uzantıların, bireysel motor sinir dallarının, nöromüsküler kavşakların ve innerve ettikleri kas liflerinin bütünlüğünü değerlendirir.

Motor iletim çalışmasında elektriksel uyarım, “Bileşik Kas Aksiyon Potansiyeli” (Compound Muscle Action Potential, CMAP) olarak adlandırılan bir motor sinir yanıtına neden olur. En sık kullanılan yöntem ortodromik kayıttır. Bu teknikte sinir, fizyolojik iletim yönünde uyarılır ve aksiyon potansiyeli normal fizyolojik yönde, yani motor nöron gövdesinden kasa doğru ilerler.

Motor sinir iletim çalışmalarında belirli bir sinirin üzerindeki cilt yüzeyine elektriksel bir uyarı uygulanır ve bu sinirin innerve ettiği kasın bir bölümü üzerindeki CMAP kaydedilir.

Örneğin, median sinir motor iletim çalışmasında uyarıcı elektrot el bileğinde median sinir üzerine yerleştirilir. Kayıt elektrodu ise tenar bölgeye yerleştirilir. Oluşan bileşik kas aksiyon potansiyeli (CMAP) tenar kaslar üzerinden kaydedilir.

Median sinir motor iletiminde ortodromik teknik: tenar kaslar üzerinde kayıt elektrodu, el bileğinde uyarım

Median sinir motor iletim çalışmasında ortodromik teknik. Kayıt elektrodu tenar kaslar üzerine yerleştirilir. El bileğinde median sinir uyarılırken, tenar bölgedeki motor yanıt kaydedilir.

Motor sinir iletim çalışmaları

  • Motor nöron hastalığı veya miyopati gibi salt motor patolojilerin tanınmasını sağlarlar.
  • Pleksopati ve polinöropati gibi sensorimotor lezyonların ayırıcı tanısında önemlidir.

Motor yanıt olan CMAP, duyusal yanıta göre daha büyük amplitüdlü ve daha uzun süreli bir elektriksel komplekstir.

Motor sinir yanıtı şeması: uyarım, distal latans, iletim hızı ve amplitüd işaretli

Motor sinir iletim çalışması. Ölçülen üç temel özellik distal latans, iletim hızı ve amplitüd.

Sağlıklı bir sinir, hasarlı bir sinirden daha yüksek hız ve amplitüdle sinyal iletir. Milisaniye cinsinden bildirilen latans sinirin uyarıldığı an ile CMAP’ın başlangıcı arasındaki zaman aralığıdır ve motor akson boyunca iletim süresini temsil eder.

Önkolda median sinir motor iletim hızının hesaplanması: iki uyarım noktası, latans eğrileri ve formül

Motor ileti hızının hesaplanması. Bu resimde önkolda median sinir motor iletim hızının hesaplanması gösterilmiştir.

3.C. Mikst sinir iletim çalışması

Mikst sinir iletim çalışması, hem duyusal hem de motor lifleri içeren periferik bir sinirin elektriksel olarak uyarılması ve yine aynı sinir üzerinden oluşan Mikst Sinir Aksiyon Potansiyelinin (Mixed Nerve Action Potential, MNAP) kaydedilmesidir. Bu yöntem, özellikle kısa sinir segmentlerindeki iletim yavaşlamasını veya fokal iletim bozukluklarını saptamada duyusal ve motor iletim çalışmalarına göre daha duyarlı olabilir.

Bu çalışmalar sinir liflerindeki çok hafif sorunların saptanmasında çok değerlidir ve iletimde çok az yavaşlamaya neden olan tuzak nöropatilerinin erken evrelerindeki demiyelinizasyonu gösterir. Özellikle karpal tünel sendromunun hafif olgularında, median ve ulnar palmar mikst iletim latanslarının karşılaştırılması tanısal değeri yüksek bir yöntemdir.

3.D. Nöropati tipleri ve sinir iletim çalışmaları

Sinir iletim hızı, siniri çevreleyen yalıtım kaplaması olan miyelin kılıfının sağlıklı olmasına bağlıdır. Sinyalin ne kadar güçlü olduğunu gösteren amplitüd ise o sinirde hala kaç tane işlevsel aksonun bulunduğuna dair ipuçları verir. Hasarlı aksonların bulunduğu sinirler sağlıklı sinirlerden daha düşük amplitüde sahiptir. Bu özellikler nöropatinin miyelin kılıfından mı yoksa akson hasarından mı kaynaklandığı gösterir.

Çoğu nöropati, aslında siniri çevreleyen miyelin kılıfından değil, sinirin aksonuna verilen hasardan kaynaklanır. Sinir iletim çalışmaları demiyelinizan ve aksonal nöropatiler arasında ayrım yapmak için kullanılır.  Bu ayrım hekimin tanı olasılıklarını daraltmasına yardımcı olan önemli bir bilgidir.

3.D.1. Miyelin kaybına bağlı nöropati

Demiyelinizan hasarın klasik bulguları distal latansta uzama ve iletim hızında yavaşlamadır. Yanıtın normalden daha yavaş olması miyelin kılıfında hasar olduğu anlamına gelir. Demiyelinizasyon genellikle bir sinir boyunca birçok farklı bölgede ortaya çıkar ve sinir aksiyon potansiyeli yayılımında iletim hızının yavaşlamasına neden olur. Miyelin kaybına bağlı nöropati genellikle daha hızlı bir seyir izler ve genellikle tedaviye yanıt verir.

Bir periferik sinirde yoğun bir fokal demiyelinizasyon lezyon bölgesinde iletim bloğuna neden olur. Bu demiyelinizasyon tipinde lezyon yalnızca bir noktadadır ve lezyonun proksimal ve distalindeki miyelin kılıfı sağlam ve işlevseldir.

Miyelin kaybına bağlı iletim yavaşlaması kas gücünü etkilemez. Bunun nedeni, tüm sinir uyarılarının normalden biraz daha geç de olsa sonunda hedeflerine ulaşmasıdır.

3.D.2. Aksonal nöropati

Aksonal hasarda distal latans ve iletim hızı normaldir ancak

  • Motor tutulumda bileşik kas aksiyon potansiyeli (CMAP) amplitüdü
  • Duyusal tutulumda duyusal sinir aksiyon potansiyeli (SNAP) amplitüdü azalmıştır.

CMAP amplitüdü uyarıma yanıt veren ve kaydedilen kasa uyarım iletebilen aksonların sayısını temsil eder.

Aksonal hasar şiddetliyse, sinir iletim hızında hafif bir yavaşlama görülebilir. Aksonal nöropatilerin etiyolojileri çok çeşitlidir. En sık görülen nedenler metabolik (diyabet), ilaçlar (kemoterapi), beslenme eksiklikleri (B12 vitamin eksikliği), enfeksiyon (HIV) ve sistemik hastalıklardır (üremi ve hipotiroidizm).

Üst ekstremitelerde normal iletim hızı 50 m/s iken, alt ekstremitelerde 40 m/s’dir.

4. Elektromiyografi (EMG)

EMG, bir kasın elektriksel aktivitesini ölçen bir testtir. Test, kasın kendisi hakkında bilgi sağlar ve motor sinirden gelen uyarımı ne kadar iyi aldığını gösterir. EMG testine başlamadan önce sinir iletim çalışmaları yapılır.

EMG, kas güçsüzlüğü ve felç durumlarını değerlendirmek ve uyuşma, karıncalanma ve nöropatik ağrının nedenlerini bulmak için kullanılır. Bir kas sorununun kasın kendisinden mi (miyopati) yoksa bir periferik sinir lezyonu nedeniyle (nöropati) uyarımın yetersiz olmasının kası düzgün şekilde aktive edememesinden mi kaynaklandığını belirler.

Bu yöntem, kasın istirahat ve istemli kasılma sırasındaki elektriksel aktivitesini değerlendirerek alt motor nöron hastalıkları, radikülopatiler, pleksopatiler, periferik nöropatiler, nöromüsküler kavşak hastalıkları ve miyopatilerin tanısına katkı sağlar.

EMG’de hekim elektrot görevi gören ince bir iğneyi kasın içine yerleştirir. Elektrot yerleştirildikten sonra giriş aktivitesi, istirahat aktivitesi ve istemli kasılma fazları değerlendirilir.

4.A. Giriş aktivitesi

Öncelikle, kas dinlenme halindeyken iğne kasın içinde ilerletilir ve elektrodun kas liflerinde yarattığı mekanik uyarılmanın neden olduğu giriş aktivitesi adı verilen elektriksel aktivite kaydedilir. İğne hareketsiz kaldığında elektriksel sessizlik oluşur.

Artmış insertional aktivite denervasyon, inflamasyon veya kas membran irritabilitesini düşündürür. Azalmış veya kaybolmuş insertional aktivite ileri fibrozis, yağlı dejenerasyon veya ciddi kas kaybını düşündürür.

4.B. İstirahat aktivitesi

Kas tamamen gevşek durumda iken değerlendirilir. Normal kasta elektriksel sessizlik vardır.

Spontan aktivite olarak bilinen anormal aktiviteler

  • Fibrilasyon potansiyelleri
  • Pozitif keskin dalgalar
  • Fasikülasyon potansiyelleri
  • Kompleks tekrarlayıcı deşarjlar
  • Miyotonik deşarjlar
  • Kramp deşarjlarını içerir.

İğne EMG’si sırasında en sık olarak fibrilasyon potansiyelleri ile pozitif keskin dalgalar görülür. Fibrilasyon potansiyelleri ile pozitif keskin dalgalar akson kaybının en önemli göstergesidir ve bir kasın innervasyonunu kaybetmesinden sonra aksondaki lezyonun incelenen kasa olan uzaklığına bağlı olarak 2-4 hafta süre sonra ortaya çıkarlar. Bu nedenle, bir sinirde hasar varsa EMG hemen yapılmamalıdır.

Akson kayıplarında iğne EMG’sinin duyarlığı klinik muayene ve motor sinir iletim çalışmalarına göre çok yüksektir. Bu spontan aktiviteler özellikle aktif denervasyon, motor nöron hastalıkları, miyotonik hastalıklar ve kronik nörojenik süreçlerde önemli tanısal bilgiler sağlar.

4.C. İstemli kasılma- Aktivasyon fazı

EMG’nin bu fazı motor üniteleri değerlendirir. Merkezi sinir sisteminden gelen kas liflerini aktive edecek uyarımlar bir periferik motor nöron yoluyla kasa ulaşır. Kas liflerini uyaran potansiyeller Motor Ünite Aksiyon Potansiyelleri (MUAP) olarak adlandırılır ve iğne elektrodu tarafından kaydedilir. Bu potansiyeller iğne sabit tutulurken hastadan kası yavaşça kasması ve kasılma kuvvetini kademeli olarak artırması istenir ve bu sırada elektriksel aktivite kaydedilir. Bu fazda motor ünite katılımı, ateşleme paterni ve MUAP’ların morfolojisi incelenir.

Aktivite, bilgisayar ekranında görsel olarak görüntülenebilir ve hoparlör aracılığıyla sesli olarak duyulabilir. Sonuçlar, kasın sinir uyarımına yanıt verme kapasitesi hakkında bilgi sağlar. İğne EMG’sinin bu fazı

  • Aktif denervasyon
  • Aksonal sinir lezyonu
  • Radikülopati
  • Pleksopati
  • Motor nöron hastalıkları

gibi patolojik süreçler hakkında bilgi verir.

İğne EMG kaydında denerve bir kasta erken dönemde gözlenen fibrilasyon potansiyelleri

Denerve bir kasta erken dönemde gözlenen fibrilasyon.

Pozitif keskin dalgalar ve fibrilasyonlar, akson kaybından kaynaklanan denervasyonun göstergesidir. Demiyelinizan tipte bir polinöropatide bu durum gözlenmez. Bir kas onu innerve eden sinir aksonlarının %50’sini kaybedene kadar zayıflamaz. Ancak, motor aksonlarının sadece küçük bir kısmı kaybedildiğinde bile fibrilasyon potansiyelleri tespit edilebilir. Polinöropatide en az bir üst ve bir alt ekstremitenin distal ve proksimal kasları EMG ile değerlendirilir.

5. Elektrodiyagnostik testlerde çok kullanılan kavramlar

Kronik denervasyon. Uzak akson kaybı. Genellikle incelemeden en az birkaç ay önce başlayan bir süreci ifade eder.

Aktif veya devam eden denervasyon. Subakut veya daha uzun süreli ancak iyileşme görülmeyen nörojenik veya akson kaybı sürecini yansıtır. Bu bulgular genellikle hasarın başlangıcından yaklaşık 3 hafta sonra ortaya çıkar ve birkaç ay içinde düzelir, ancak distal kaslarda ve reinnervasyon başarılı olmadığında daha uzun süre devam edebilir.

Spinal kanal içi lezyon. 1 veya daha fazla spesifik miyotomda (örneğin, bir spinal kökte) duyusal bulgular olmaksızın nörojenik veya akson kaybının bulunması. Lezyon, dorsal kök ganglionunun proksimalindedir ve çoğunlukla kompresif radikülopatidir.

Nörojenik. Ön boynuz hücresi, spinal kök, pleksus veya sinir lezyonlarından kaynaklanan sorunlar.

Miyopatik. Kas hastalıklarının elektrodiyagnostik özellikleridir ve çoğu nörojenik lezyona göre elektrodiyagnostik incelemede daha duyarsızdır.

Motor ünite kararsızlığı. İğne EMG’sinde aynı motor ünitesi, bir ateşlemeden diğerine morfolojik olarak farklılık gösterir. Bu bulgu nöromüsküler kavşakta işlev bozukluğu olduğunu gösterir.

İletim bloğu. Motor sinir iletim çalışmasında, daha proksimal bir noktadan uyarıldığında motor yanıt %50’den fazla azalma gösterir.

6. Periferik nöropatilerde elektrodiyagnostik testler

Periferik nöropatilerde elektrodiyagnostik testler başka veya eşlik eden nöromüsküler tanıları, örneğin radikülopati veya karpal tünel sendromu gibi mononöropatileri saptayabilir.

Ayrıca, iletim hızlarının yavaşlaması, uzamış distal latanslar, iletim blokları, motor yanıt dalga formunun dağılımı ve uzamış geç yanıtlarla karakterize olan demiyelinizan polinöropatileri akson kaybı polinöropatilerinden ayırt edebilir.
Bu bulgular hastalığın yönetilmesi açısından önemlidir, çünkü demiyelinizan polinöropatiler ve poliradikülonöropatiler sıklıkla enflamatuvar durumlarla ilişkilidir ve belirli tedavilere yanıt verir.

Akson kaybıyla seyreden polinöropatiler demiyelizan polinöropatilerinden belirgin olarak daha yaygındır.

En sık polinöropatilerden birisi olan diyabetik periferik nöropati akson kaybıyla seyreder. Belirgin güçsüzlük veya yürüyüş bozukluğu, asimetrik paternler, erken üst ekstremite tutulumu, hızlı ilerleme ve yaygın refleks kaybı olan hastaların değerlendirilmesinde polinöropati için elektrodiyagnostik testler mutlaka dikkate alınmalıdır.

Kaynaklar

  1. Bucelli RC, Pripotnev S, Al-Lozi M. The Electrodiagnostic examination of nerve injuries. Editör Susan E. Mackinnon. Nerve Surgery, Second Edition. Thieme Publishers New York, 2026.
  2. Mills KR. The basics of electromyography. J Neurol Neurosurg Psychiatry. 2005;76 Suppl 2:ii32-5.
  3. Ginsberg MR, Morren JA, Levin K. Using and interpreting electrodiagnostic tests. Cleve Clin J Med. 2020;2;87:671-682.
  4. Hannaford A, Paling E, Silsby M, Vincenten S, van Alfen N, Simon NG. Electrodiagnostic studies and new diagnostic modalities for evaluation of peripheral nerve disorders.. Muscle Nerve. 2024;69:653-669.
  5. Barrell K, Smith AG. Peripheral neuropathy. Med Clin North Am. 2019;103:383-397.
  6. Guidelines in electrodiagnostic medicine. American Association of Electrodiagnostic Medicine. Muscle Nerve. 1992;15:229-53.
  7. AANEM. Proper performance and interpretation of electrodiagnostic studies. [Corrected]. Muscle Nerve. 2015;51:468-71.
  8. Bromberg MB. An electrodiagnostic approach to the evaluation of peripheral neuropathies. Phys Med Rehabil Clin N Am. 2013;24:153-68.
  9. Zhu J, Hu Z, Luo Y, Liu Y, Luo W, Du X, Luo Z, Hu J, Peng S. Diabetic peripheral neuropathy: pathogenetic mechanisms and treatment. Front Endocrinolog. 2024;9:1265372.
  10. Mauermann ML, Staff NP. Peripheral neuropathy: a review. JAMA. 2026; 20;335:255-266.
  11. Rigoard P. Atlas of anatomy of the peripheral nerves. The nerves of the limbs. Expert Edition. 2020; Springer Nature Switzerland AG.
  12. Barkhaus PE, Nandedkar SD, de Carvalho M, Swash M, Stålberg EV. Revisiting the compound muscle action potential (CMAP). Clin Neurophysiol Pract. 2024;8:176-200.

İlgili sayfalar: Periferik Nöropati – Etiyolojik Sınıflandırma, Klinik Bulgular, Fizik muayene ve Yardımcı Tanı Yöntemleri · Double Crush Sendromu · Diyabetik Periferik Nöropatide Cerrahi Çözümler