Periferik Nöropati – Tanım ve Patofizyoloji

Yazan: Prof. Dr. Erdem Bagatur
Son değiştirilme tarihi: 30.07.2026

1. Periferik nöropati – Tanım

Periferik nöropatiler, nöronların ölmesi, aksonların dejenerasyonu, nöronal uyarılmanın bozulması, Schwann hücrelerinin işlevlerini kaybetmesiyle iletim hızının korunamaması veya aksonal akışın bozulmasıyla büyüme faktörlerinin aksona ve presinaptik terminale iletilememesi sonucunda ortaya çıkar.

Periferik sinirlerin hasar görmesi olarak tanımlanan periferik nöropati dünya çapında yetişkinlerin %1’ini etkiler. Periferik nöropatinin yaygınlığı yaşla birlikte artar; 45 yaş üstü nüfusun %7’sini ve 60 yaş üstü nüfusun %10’unu etkiler.

Sinir dokusunda oluşan hasar periferik sinirin etkilenen katmanına veya liflerine bağlı olarak duyu, hareket, salgı bezi fonksiyonu veya organ fonksiyonunu bozabilir. Motor, duyusal veya otonom sinir liflerini etkileyen nöropatiler farklı semptomlara neden olur. Çoğunlukla da aynı anda birden fazla lif türü etkilenir ve aynı anda motor, duyusal veya otonom semptomlar bir arada görülür.

Periferik nöropati birçok farklı etiyolojik faktöre bağlı olabilir, bu da çok çeşitli semptomların görülebileceği anlamına gelir. Periferik nöropati, nasıl ve neden oluştuğuna bağlı olarak vücudun farklı bölgelerini de etkileyebilir.

Belirtiler, ayak parmaklarında hafif uyuşukluktan tekerlekli sandalye ihtiyacına kadar farklı seviyelerde olabilir. Periferik nöropatinin birçok farklı belirtisi vardır. Bu durum tek bir siniri, bir pleksusu veya vücudun farklı yerlerindeki birçok periferik siniri etkileyebilir. Belirtiler ayrıca etkilenen sinirin tipine de bağlıdır ve birden fazla semptom türü söz konusu olabilir.

Semptomlar motor, duyusal veya otonom olabilir.

Motor tutulumu olan hastalarda kas güçsüzlüğü veya ileri evrelerde paralizi olabilir. Motor nöropatinin uzun sürmesi durumunda özellikle alt ekstremitelerde kas atrofisi ve buna bağlı deformiteler ve kontrolsüz kas hareketleri görülebilir.

Duyusal tutulumu olan hastalarda özellikle alt ekstremitelerde distalden başlayarak simetrik paresteziler (uyuşma, karıncalanma, yanıcı ağrı) ve başta ince işlerde olmak üzere beceri kaybı görülebilir. Derin tendon reflekslerinde de azalma veya kayıp olabilir.

Hastaların en çok şikayet ettikleri semptom olan ağrı periferik nöropati nedeniyle sinyal iletiminin bozulmasıyla daha yoğun (hiperaljezi) hale gelebilir veya çok kolay (allodini) ortaya çıkar. Hatta sinirlerin kendiliğinden ağrı sinyalleri üretmesine bile neden olabilir. Bu durum nöropatik ağrı olarak bilinir ve periferik nöropatinin en belirgin ve rahatsız edici semptomudur.

Otonom sistem tutulumu olan hastalarda terleme, sindirim, kan basıncı kontrolü vb. gibi otomatik işlevler bozulur veya hiç çalışmayabilir. Otonom sistem tutulumu özellikle ayağa kalkıldığında kan basıncında ani düşüş veya kalp atım hızında artışlara neden olabilir.

Periferik sinir hasarı, çok fazla veya yetersiz terlemeye neden olarak ayak cildinde kuruluk ve pullanmaya veya yemek yedikten sonra aşırı terlemeye yol açabilir. Aynı şekilde otonom sistem nöropatisi olan hastalarda bağırsak hareketlerinin bozulmasıyla kabızlık veya ishal ve bazen de mesane kontrolünün bozulduğu görülür. Otonom sinir sistemi cinsel uyarılmayı kontrol ettiğinden cinsel işlev bozuklukları da görülebilir.

Nöropatili hastanın topuğunda kuru ve pul pul kalkan cilt

Periferik nöropatisi olan hastanın ayak cildinde kuruluk ve pullanma

2. Periferik nöropatide tutulum

Periferik nöropatiler ayrıca vücuttaki dağılımlarına göre de sınıflanır. Periferik nöropatideki sinir hasarı simetrik ve genel, multifokal veya fokal olabilir.

2.A. Simetrik ve genel tutulum

Simetrik ve genel polinöropatiler, distalden proksimale doğru ilerleyerek “çorap ve eldiven paterni” olarak adlandırılan belirti ve semptomlar üretir. Nöronal disfonksiyon ilk olarak en uzun aksonların distal kısımlarında meydana gelir ve böylece ekstremitelerin en distal kısımlarında, yani ayaklarda ve ellerde uyuşma ve güçsüzlük semptomlarına neden olur.

2.B. Fokal tutulum (mononöropati ve mononöropati multipleks)

En yaygın periferik nöropati nedenlerinden birisi olan diyabetteki periferik nöropatilerin hepsi genel distal simetrik polinöropati değildir. Fokal veya multifokal nöropatiler, tek veya birden fazla periferik sinirin tutulumuyla sınırlıdır ve tutulumlar mononörit ve mononörit multipleks olarak adlandırılırlar. Etkilenen bölgede ağrı, güçsüzlük veya duyu kaybı gibi lokalize semptomlara görülür.

Diyabetik mononöropati ve mononöropati multipleksin patofizyolojisi, sinir enfarktüsüne yol açan vasa nervorumun tıkanması gibi iskemik mekanizmaları, hiperglisemi kaynaklı oksidatif stres dahil metabolik faktörleri ve sinir hasarına katkıda bulunan ileri glikasyon son ürünlerinin oluşumunu içerir.

Yaygın mononöropatiler arasında kranial sinirler ile median, ulnar,  peroneal, sural, siyatik ve femoral sinirler gibi periferik sinirlerin tutulumu vardır.

Multifokal tutulumu olan nöropati formlarına sahip hastalarda aynı anda birkaç periferik sinirde disfonksiyon gelişir. Bu nöropatiler sıklıkla ağrılıdır ve derin güçsüzlüğe neden olur.

Semptomlar başlangıçta akut ve şiddetlidir. Ancak nöropatinin seyri sınırlıdır ve birçoğu 6 haftalık bir süre içinde kendiliğinden düzelir. Mononörit ve mononörit multipleks yavaş başlayan, ilerleyici özellikte olan ve müdahale edilmeden iyileşmeyen tuzak/kompressif nöropatilerden ayırt edilmelidir.

3. Periferik nöropati patofizyolojisi

3.A. Etiyoloji

Periferik nöropatiler çeşitli etiyolojik faktörler sonucunda periferik sinirlerde oluşan biyokimyasal, vasküler, enflamatuvar mekanizmalar yoluyla gelişir. Bu mekanizmalar metabolik, sistemik, toksik nedenlerle çeşitli kökenlerden kaynaklanır.

Periferik nöropatinin kesin patofizyolojisi, altta yatan hastalığa bağlıdır. En sık etiyolojiler şunlardır:

  • Diyabetes mellitus
  • Kemoterapi ajanları
  • Kronik alkolizm
  • Hipotiroidizm
  • Beslenme eksiklikleri (B1, B6, B12 ve E vitamini)
  • Enflamatuvar hastalıklar (vaskülit)
  • Otoimmün hastalıklar (Sjögren sendromu, lupus, romatoid artrit)
  • Enfeksiyonlar (Lyme hastalığı, Epstein-Barr virüsü, hepatit C, zona, cüzzam, HIV)
  • Guillain-Barre sendromu
  • Toksinler (ağır metaller, kimyasallar)
  • İlaçlar (bazı antibiyotikler, kardiyovasküler ilaçlar)
  • Kalıtsal hastalıklar (Charcot-Marie-Tooth hastalığı, ailevi amiloidoz)
  • Multipl miyelom ve tedavileri

Diyabet, dünya çapında en yaygın periferik nöropati nedenidir ve olguların yarısından fazlasını oluşturur ve tüm sinir lifi tiplerini etkileyen simetrik ve genel bir periferik nöropatidir.

Her ne kadar çok çeşitli hastalıklar nihayetinde periferik nöropatiye yol açabilse de, periferik sinirlerin hasar görme mekanizmaları benzer örüntüler sergiler. Kısacası, diyabetik periferik nöropati ve kemoterapiye bağlı nöropati etiyolojileri çok farklı olamasına karşın aynı semptomatolojiye sahiptir.  Nöropatiler, nöronlar öldüğünde, aksonlar dejenerasyona uğradığında, nöral uyarılabilirlik değiştiğinde veya Schwann hücrelerinden gelen destek kesildiğinde gelişir. Sonuçta segmental demiyelinizasyon veya aksonal dejenerasyon ortaya çıkar.

3.A.1. Segmental demiyelinizasyon

Demiyelinizasyon, aksonu saran miyelin kılıfının dejenerasyonunu ifade eder. Bu tip reaksiyon, mononöropatilerde, sensörimotor nöropatilerde veya esas olarak motor nöropatilerde görülür. Simetrik periferik nöropatilerin yaklaşık %20’si miyelin hasarından kaynaklanır. Genel olarak, demiyelinizan nöropatiler hastalığın başlangıcında büyük çaplı, miyelinli aksonları etkiler. Bu nedenle titreşim algısı ve propriyosepsiyon kaybı da dahil olmak üzere kalın lifli duyusal kaybın yanı sıra önemli motor güçsüzlüğe neden olur. Örnekler arasında Charcot-Marie-Tooth ve Guillain-Barre sendromu vardır.

Segmental demiyelinizasyon çizimi: nöron, Schwann hücresi, Ranvier düğümü ve bölüm bölüm bozulan miyelin kılıfı

Segmental demiyelinizasyon

3.A.2. Aksonal dejenerasyon

Aksonal dejenerasyon genellikle simetrik distal polinöropati (yaklaşık %80) olarak ortaya çıkar ve “çorap ve eldiven” şeklinde uyuşukluk ve özellikle ayaklar ile ayak bileklerinde dorsifleksiyonda güçsüzlük ve dorsifleksör kaslarda atrofi olarak görülür. Akson, distalden başlayıp proksimale doğru ilerleyen bir dejenerasyon modeli sergiler. Bunun nedeni, metabolik bir bozukluğun protein sentezini bozması ve aksonun en distal kısmının metabolik destek sağlayan hücre gövdesinden uzaklığı nedeniyle aksonal akışın yetersiz kalmasıdır. Sinire verilen hasar lokal aksonal sağ kalma faktörlerinin akışını bozarak akson içi kalsiyum seviyesinin artmasına ve bunun da sitoplazmada hücre şeklini ve hücre içi organizasyonunu koruyan protein filamentlerinde ve mikrotübüller ağında (sitoskeletal) yıkıma yol açmasıdır.

Bir aksonun travması sonucunda ortaya çıkan dejenerasyona Wallerian dejenerasyon adı verilir. Aksonun yaralanma bölgesinin distal kısmı, nöron hücre gövdesinden aksonal akış yoluyla gelen besinlerin eksikliği nedeniyle dejenere olur ve ana gövdeden ayrılır.

Miyelin kılıfı parçalanmaya başlar ve lezyon bölgesi fagositik hücreler tarafından istila edilir. Hasar görmüş nöronun hücre gövdesi şişer ve çekirdek eksantrik bir konuma hareket eder. Hasar görmüş nöronla temas eden sinaptik terminaller geri çekilir ve hasarlı aksonun sinaptik bölgesi glial hücreler tarafından istila edilir.

Wallerian dejenerasyon çizimi: travma sonrası aksonun distalde parçalanması, miyelin kalıntıları ve makrofaj infiltrasyonu

Wallerian dejenerasyon

Küçük çaplı aksonlar, nöronların küçük boyutları ve rezerv eksikliği nedeniyle metabolik hasara en duyarlı olanlardır. Bu nedenle, aksonal nöropatinin ilk semptomları tipik olarak otonomik disfonksiyon, ağrı ve sıcaklık algısının kaybı da dahil olmak üzere küçük lif duyusal sistemini içerir, çünkü bu sistemler küçük, miyelinsiz veya ince miyelinli aksonlara sahiptir. Aksonal dejenerasyona neden olan hastalıklara örnek olarak diyabet, HIV, hepatit C virüsü ve Guillain-Barre sendromu verilebilir.

Büyük aksonları miyelinleştiren veya küçük miyelinsiz lifleri saran Schwann hücreleri, vasküler endotelyal büyüme faktörü gibi büyüme faktörleri ve aksonal demir ve laktat metabolizmasını düzenleyerek akson sağlığını korur. Schwann hücrelerinin hasar görmesi iletimi yavaşlatır ve aksonal dejenerasyonu hızlandırır.

Periferik nöropatilerin çoğu motor, duyusal ve otonomik disfonksiyonun çeşitli kombinasyonlarını içerir. Bunun nedeni, çoğu periferik sinirin motor, duyusal ve otonomik aksonların bir karışımını içermesidir. Dolayısıyla, aksonal nöropatiler genellikle karışık semptomlarla ortaya çıkar. Benzer şekilde, çoğu akson az ya da çok miyelinli olduğundan, demiyelinizan nöropatiler de motor, duyusal ve otonomik semptomların bir karışımını ortaya çıkarır.

Periferik nöropati geliştikten sonraki süreçte nöron sağ kalırsa hasarın nedeni düzeltildikten sonra günde 1-3 mm hızında aksonal rejenerasyon gerçekleşebilir. Periferik nöropatide tipik olarak

  • Propriyosepsiyon ve titreşim hissinden sorumlu büyük lifli duyusal aksonların
  • Sıcaklık ve ağrı hissinden sorumlu küçük lifli duyusal aksonların hasarını gösteren uyuşma ve parestezi gibi duyusal işaretler ve semptomlar olarak ortaya çıkar.

Ayak parmaklarını innerve eden aksonlar hastanın boy uzunluğuna bağlı olarak 1 metre uzunluğunda olabilir ve aksonal akış için yüksek metabolik desteğe ihtiyaç duyar.

Periferik nöropatilerde duyusal sorunlar ön plandadır. Bunun nedeni dorsal kök ganglionlarındaki kılcal damarların geçirgenliğidir. Bu kılcal damarlar kan-nöron bariyerinin koruyuculuğunu azaltır ve nöronların hiperglisemi veya nörotoksik ilaçlara maruz kalma gibi sistemik faktörlere duyarlılığı artırır.

Periferik nöropati akut veya kronik olabilir ve geri dönüşümlü veya kalıcı olabilir.

PatofizyolojiTutulan periferik sinir tipiSemptom
DemiyelinizasyonBüyük çaplı, miyelinli aksonlar· Titreşim algısında bozulma
· Propriyosepsiyon kaybı
· Motor güçsüzlük
Aksonal dejenerasyonKüçük çaplı aksonlar (miyelinsiz veya ince miyelinli)· Eldiven-çorap tipi tutulumlu simetrik duyusal distal polinöropati – (ağrı, uyuşma, parestezi ve sıcaklık algısının kaybı)
· Otonom fonksiyon kaybı

Kaynaklar

  1. Mathis S,  Le Quang M, Marie-Laure Martin-Négrier ML,  Vallat JM. History of the histopathology of the peripheral nerves. Neuromuscul Disord. 2025;51:105393.
  2. Teunissen LL, Notermans NC, Wokke JH. Relationship between ischemia and neuropathy. Eur Neurol. 2000;44:1-7.
  3. Baum P, Toyka KV, Blüher M, Kosacka J, Nowicki M. Inflammatory mechanisms in the pathophysiology of diabetic peripheral neuropathy (DN)-New aspects. Int J Mol Sci. 2021;22:10835.
  4. Abdel-Fatah SRI, Elsherbini HA, El-Sayed S,Gomaa RS. Peripheral Neuropathy: Epidemyology, pathophysiology and management. ZUMJ. 2025;31:6426-6435.
  5. Cashman CR, Höke A. Mechanisms of distal axonal degeneration in peripheral neuropathies. Neurosci Lett. 2015;02;596:33-50.
  6. Barrell K, Smith AG. Peripheral Neuropathy. Med Clin North Am. 2019;103:383-397.
  7. Galiero R, Caturano A, Vetrano E, Beccia D, Brin C, Alfano M, Di Salvo J, Epifani R, Piacevole A, Tagliaferri G, Rocco M, Iadicicco I, Docimo G, Rinaldi L, Sardu C, Salvatore T, Marfella R, Sasso FC. PeripheralNeuropathy in Diabetes Mellitus: Pathogenetic Mechanisms and Diagnostic Options. Int J Mol Sci. 2023;10;24:3554.
  8. Sloan G, Dinesh Selvarajah D,Pathogenesis, diagnosis and clinical management of diabetic sensorimotor peripheral neuropathy. Nat Rev Endocrinol. 2021;17:400-420.

İlgili sayfalar: Periferik Sinir Anatomi, Histoloji ve Fizyolojisi · Periferik Nöropati – Etiyolojik Sınıflandırma, Klinik Bulgular, Fizik muayene ve Yardımcı Tanı Yöntemleri · Diyabetik Nöropati · Kemoterapiye Bağlı Periferik Nöropati